Hande Emeksiz Karabaş

Hande Emeksiz Karabaş
@handemeksiz
Vakit ayırabildiğim kadarıyla okuyorum
Yerler bana sessiz, genellikle nazik yaratıklar olan, boy iki metreyi aşabilen, tüyleri bozan kızıla toprağın tüm renklerini yastan kangurulardan söz ettiler. Kızıl kangurular doğdukları zaman bir fasülye tanesi büyüklüğünde ve ağırlığında olur, ama yetişkin hale geldiğinde boyları iki metreyi geçer. Kabile halkı, mutantların(aborjin olmayan insanlar) beden biçimlerine ve ten renklerine fazla önem verdiklerini düşünüyorlar. Kanguru örneğinde alınan ders, geriye adım atma olanağının olmamasıdır. Bu olanaksızdır. Kanguru daima öne, ileriye yürümek zorundadır, hatta çember çizerken bile böyledir. Uzun kuyruğu bir ağaç gövdesi gibidir ve tüm bedeninin ağırlığını dengelemeye yarar. İnsanların pek çoğu kanguru totem olarak seçiyordu çünkü hem bu hayvanla aralarında bir yakınlık olduğunu duyumsuyorlar, hem de kendi kişilik yapılarında denge kurmayı öğrenmenin gerekliliğini biliyorlardı.
Sayfa 116·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bazen dinler açları doyurmayı, susayanlara su vermeyi buyururken, bu kabilenin insanları sunulan bu su ve yiyeceğin ve bunu alan insanın hiç de önemli olmadığını savunuyordu. Önemli olan açık yüreklilikle ve sevgiyle verme anında deneyimlenmen duygudur.
Sayfa 112·Kitabı okudu
Bir Mutant’ın (Aborjin olmayan insanlar) ömrüne düşen zaman diliminde, ne çok yapay, yüzeysel, geçici, süs amaçlı, tatlandırılmış amaç peşinde koştuğu işte bu glase kreması ile gösterilebilirdi. Bir insanın yaşamında kim olduğu ve sonsuz varoluş nedeni hakkında düşündüğü anlar gerçekten ne de azdır!
Sayfa 94·Kitabı okudu
Mutantlar(Aborjin olmayan insanlar), gerçeği yaşamak yerine, koşulların ve durumların, evrensel, konfor, maddecilik ve güvensizlik karışımı altına gömmelerine izin veriyorlardı. 
Sayfa 94·Kitabı okudu
Şimdi anlamaya başlıyordu: bizler karşılaştığımız her kişiye bir şey verirdik ama ne vereceğimize sadece kendimiz kararlaştırırdık. Sözlerimiz, eylemlerimiz, ancak sürdürmeyi umut ettiğimiz yaşamın sahnesinde oluşturmaya yönelikti. 
Sayfa 92·Kitabı okudu