Böylece dudaklarımla ifşa ettim sizi, içimde kalbim kanıyorken sizin mülayim isimlerinizi sayarken.
...
Benim asıl kalbim sessizlük içinde sizin önünüzde diz çökmüş affınıza sığınırken, sizin sevginize olan açlığımdı evin çatılından öfkeyle seslenen.
Ve sen, yaşamın titreyen dudaklarında sessiz bir söz iken, ben de oradaydım;bir diğer sessiz söz. Sonrasında yaşam telaffuz etti bizi, dünün anıları ve yarının özlemiyle yılları eskittik, çünkü dün fethedilmiş bir ölüm, yarın ise peşinden koşulan bir doğuştu.