Gözlerim donuklaşmıştı, B.Peggoty’nin gözleri de öyle. Fısıldayarak sordum: “Sular çekilirken mi?”
“Kıyıda yaşayanlar sular iyice çekilmeden ölemezler” diye açıkladı. “Sular iyice yükselmeden de dünyaya gelemezler. O da sularla çekilip gidecek. Saat üçten sonra sular yarı yarıya çekilmiş olur, yarım saat içinde de iyice çekilir. Sular dönünceye kadar yaşarsa bir daha seferki gelgite kadar yaşayacak demektir.”
Saatlerce orada kalıp Barkis’i seyrettik. Benim varlığımın onun bu durumuna ne gibi bir esrarlı etkide bulunduğunu anlatmaya kalkmayacağım ama, en sonunda hafif hafif bir şeyler mırıldanmaya başladığı zaman, beni arabasıyla okula götürmekten söz ettiği muhakkak.
Peggoty: “Kendine geliyor” dedi.
B. Peggoty bana döndü, büyük bir korku, üzüntü içinde: “İkisi de hızla gidiyor” dedi.
Peggoty: “Barkis, şekerim” diye fısıldadı.
Barkis hafif bir sesle: “Clara Peggoty Barkis” diye mırıldandı. “Yeryüzünde ondan iyi kadın yoktur.”
Artık gözlerini açtığı için Peggoty: “Buraya bak” dedi. “Bay Davy geldi.”
Beni tanıyıp tanımadığını sormak üzereydi ki Barkis kolunu uzatmaya çalışıp hoş bir gülümsemeyle gayet anlaşılır bir şekilde: “Barkis dünden razı” dedi.
Suların alçalma zamanı olduğu için o da sularla birlikte gitti.