“Domodedovo ormanında Tahmine, bak şimdi, şu an, şu dakika biz mutluyuz ve en büyük hakikat de budur demişti ve Zaur da o zaman bunu gerçek kabul etmişti.”
" Türklerde Kutup yıldızı gök hükümdarı denen göksel tanrının sarayı sanılıyordu. Büyükayı yıldız takımının, bu hükümdarın arabası sayılıp, Kutup yıldızına bağlı olarak mevsimler boyunca gökyüzünde dairesel şekilde hareket ettiği ve yıllık takvimi belirlediği kaydedilmişti. Türklerde, Büyükayı yıldız takımının yıllık hareketi boyunca bin mum yakarak ayin yapma geleneği vardı."
Eliade'nin aktardığına göre bir Hintli peygamber toprağı şöyle ululuyor:
" Benden toprağı işlememi mi istiyorsunuz? Anamın göğsüne batırmak için mi bir bıçak alacağım? Öyle yaparsam öldüğüm zaman beni koynuna almayacaktır. Benden onu çapalamamı ve taşları kaldırmamı mı istiyorsunuz? Kemiklerine varıncaya kadar etlerini mi yaralayacağım? Öyle yaparsam, yeniden doğmak için artık bedenine giremem. Benden ot ve saman yolarak bunları satmamı mı istiyorsunuz? Ama annemin saçlarını kesmeye nasıl cüret ederim? "
Algılayan ben değilim, bende algılanmaktadır (on perçoit en moi). Bu bağlamda her duyum bir kişisizleştirme tohumu taşır. Kişisel varoluşum, kişisel olmayan bir varoluşla kuşatılmıştır. “Her birimiz mutlak biçimde bireysel olma anlamında ve mutlak biçimde genel olma anlamında ‘anonim’izdir.
"Otto Jespersen, dil kullanımındaki cinsiyete dayalı farklılıkların tabulara dayanabileceğini ileri sürmüştür. Örneğin Zulu kabilesinde kadınların,kayınpderlerinin ya da onun erkek kardeşlerinin adını söylemeleri yasaktır.,eğer bu tabuyu yıkarlarsa öldürülmeleri bile söz konusudur."