“istanbul vefasız bir sevgiliye benzer.”
bu sözün altında derin bir acı olduğunu hissettim, ama herhangi bir şey söyleyemedim. çünkü etrafını seyrederken, sanki benimle değil de kendi kendine konuşur gibi söylemişti. kısa bir sessizlikten sonra, sözüne devam etti:
“sana hep ihanet eder ama sen yine de onu sevmeye devam edersin.”
“aramızdaki temel fark ne biliyor musun? sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!”
“sen ne görüyorsun bakalım?”
“insan, sadece insan. seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.”