Divan edebiyatının önemli şairlerinden Bâkî’nin tabutu Fatih Camii’nde musallâ taşına konulduğunda Şeyhülislam Sun’ullah Efendi şairin şu beyitini okuyarak onu ahiret yurduna uğurladı:
“Kadrüni seng-i musallâda bilüp ey Bâki,
Durup el bağlayalar karşına yârân saf saf”
“Ey Bâkî! Dostların senin kıymetini ancak musallâ taşına yatırıldığın zaman anlayıp karşında saf saf el bağlayacaklar.”
Bu beyitte, Bâkî sanki ölümünden sonra konuşuyormuş gibi sesleniyor bize. Yaşarken değeri bilinmeyen nice insan gibi o da kaderine serzenişte. “Kadrüni bilmek” yani kıymetini anlamak… Ama ne zaman? Ancak musallâ taşına uzandığında, o soğuk mermerin üstünde yatarken, ölüm sessizliğinde… İşte o zaman herkes saygıyla durur, eller bağlı, başlar önde.
Beyit, hem bir hüzün hem de derin bir hakikat taşır: İnsan, hayattayken değil, ancak gömüldüğünde gerçek değeriyle hatırlanır.