Bizimkisi deli dolu, çılgın, çocuk ruhlu bir kadın ile kontrolcü bir adamın çetrefilli öyküsüydü. Kendi yaralarını sarmaya alışkın olan yaralasar bir kadın ve onun yaralarını sarmaya gönüllü olan bir adamın öyküsüydü. Bu bizim alışagelmişin dışındaki masalımızdı.
Ve şimdi masalın, "Sonsuza dek mutlu yaşamışlar", diye biten sonu bizim başlangıcımızdı. Çünkü bizim onunla olan masalımız asıl şimdi başlıyordu.
Nereden nereye gelmiştik, değil mi? Geçmiş hâlâ arada bir aklıma gelirdi ve çoğu zaman gülümsetirdi beni.
"Kalk ve devam et!"
"Yaralasar, efendim."
" 'Yarasalar' demek istedin sanırım?"
"Hayır, yaralasar, efendim."
"Açıkla?"
"Kolumu kestin, vicdansızın oğlu! Yaraladın bari sar! Yarala-sar!"