İlk kez kendi yazgısına hükmeden Angela Vicario, işte o zaman nefretle aşkın karşılıklı tutkular olduğunu keşfetmişti. Ona ne kadar çok mektup gönderirse içindeki ateşin korları o kadar canlanıyordu.
Hep kendimi dünyanın en garip insanı olarak düşünürdüm. fakat sonra dünyada ne kadar çok insan olduğunu düşünmeye başladım. bu kadar çok insan arasında elbet benim gibi biri olmalıydı, kendini benzer yönlerden tuhaf ve kusurlu hisseden..
sonra onu hayal etmeye başladım. bir yerlerde oturmuş onun da beni düşünüyor olduğunu hayal ettim. yani eğer bir yerlerdeysen ve bunu okuyorsan ve bunu biliyorsan, evet, bu doğru, ben buradayım ve en az senin kadar garibim.."