DÜNYA VE BEN
Var olmam dünyanın bir anlamının olmadığını kanıtlıyor. Gerçekten, her şeyin son kertede hiçliğe indirgendiğini, bu dünyanın yasasının acı olduğunu düşünen, sonsuz sıkıntılarla boğuşan, mutsuz bir insanın çektiği işkencelerde nasıl bir anlam bulabilirim? Dünyanın benim gibi birinin var olmasına izin vermesi, yaşam güneşinin üstündeki lekelerin sonunda ışığı gizleyecek denli geniş olduğunu gösteriyor. Yaşamın hayvanlığı beni çiğneyip ezdi, uçarken kanatlarımı kesti, can atabileceğim sevinçleri benden esirgedi. Bu dünyada parlayabilmek için ölçüsüzce didinmem, harcadığım çılgınca enerji, gelecekte saygınlık kazanmak için katlandığım şeytani büyü, yaşamda toparlanma ya da içsel bir canlanma için boşa giden tüm çabalarım-tüm bunlar, zehirli olumsuzluğun tüm kaynaklarını içime akıtan bu dünyanın akıldışılığı karşısında zayıf kaldı. Yaşam yüksek ısıya dayanamaz. Bu yüzden, içsel dinamikleri en yoğun aşamaya varmış, genel ılıklığa uyum sağlayamayan, en acılı kişilerin çökmeye yazgılı olduğunu anladım. Alışılmadık bölgelerde yaşayanların kargaşasında yaşamın şeytanca yüzüne, ama aynı zamanda anlamsızlığına tanık olunur; bu da yaşamın vasatların ayrıcalığı olmasını açıklıyor. Yalnızca vasatlar normal bir ısıda yaşarlar; ötekileri doymak bilmeyen bir ateş yakıp kül eder. Ben dünyaya hiçbir şey veremem, çünkü benim tuttuğum yolun bir eşi daha yoktur: O da can çekişmenin yoludur. İnsanların kötü, kinci, iyilikbilmez ya da ikiyüzlü olmasından mı yakınıyorsunuz? Ben size can çekişme yöntemini öneririm; tüm bu kusurlardan bir süreliğine uzaklaşmanızı sağlayacaktır. Hadi onu her kuşağa uygulayın, etkilerini anında görürsünüz. Belki o zaman benim de insanlığa bir yararım dokunur.