Zirâ cevher har'da, İnsan dar'da işlenir..
Sinemdeki Ateş Sıratın o bıçak sırtında yürürken, Ayaklarımın altından kaydı dünya, boşluğa düştüm. Tam yokluğun o soğuk nefesi yüzüme vurmuşken, Sen tuttun ellerimden. Bir sığınak değildi bu tutuş, bir fırtınaydı; Beni aldın, kendi içindeki o kor denize düşürdün. Sorarım şimdi içimdeki o susmaz kalbe: Külünü sinesinde taşıyan, korkar mı yeniden yanmaktan? Gözüm yok saraylar vaat eden dertsiz cennetlerde, Ben senin o harlı uçurumunda yok olmayı seçtim. Değişmem gökyüzünün bütün maviliklerini, Senin aşkınla tutuşmaya, Seninle yanıp har olmaya...
Reklam
Ârif isen bir gün seni seslerler Bülbül deyü gülistanda beslerler Bir gün seni rehberinden isterler Kimin izni ile girdin yola sen Kiminle oturub yahud durursun Kimden mu’cizât aldın götürürsün Konma gül dalına hâr bitirirsün Bağban olmayınca konma güle sen Özün eğri ise yola zararsın Derdini yetişmiş dermân ararsın Maslâhatın nedir şârı sorarsın Sarraf olmayınca girme şâra sen Kapudan çıkınca köşe gözetme İçin karartıp da dışın düzeltme Şah Hatâyî ötesini uzatma Mü’min isen bir ikrârda dura sen
Benim ahvâlimi seyr et ki hücûm-ı gamdan Böyle kaldım har-ı bî-çâre gibi pâ-be-vahal İctimâ-ı gam u cumhûr-ı belâ-yı eyyâm Hâtırım etdi perîşân ü dimâğım muhtel ... Kan eder sîne-i gam-gînimi her lahza keder Ham eder hâme-i endîşemi hem-vâre kesel Kangı ehl-i dile açdımsa gam-ı ser-bestem Oldu endûh u gama ayş u sürûru mübdel Osman Nevres
Gönül bahçesinden...şiir ve beste
Bu safâ çok, bu zevk çok, Ömür kısa, zaman yok; Dünya gailesi çok Bir selâm ver, çok değil Her anı dolu yaşa İyilik saç her başa Geçirme ömrü boşa İnsan ömrü çok değil Dertlilere derman ol Yetimlere baba ol Yoksullara kanat ger Verdiğin az, çok değil Haz alma hiç koltuktan Doğru çıkmaz yamuktan Korkma yokuştan yoldan Bu, insana zor değil Kar gibi bembeyaz ol Zahmete gir rahmet bul Sırat-ı müstakim yol Her ademe hak değil Dağları aş düze gel Hakka eğil dize gel Hak söz söyle dile gel Su gibi ol, kor değil
Deccal sisteminin eli deliktir, Mehdi as cömerttir
Geleneksel ahir zaman rivayetlerinde (özellikle Said Nursi'nin Beşinci Şua adlı eserinde geçen hadis yorumlarında) ahir zamanın fitne saçan şahıslarından bahsedilirken "Onun eli deliktir" ibaresi yer alır. ​Buradaki "eli deliktir" ifadesi fiziksel bir delikten ziyade, edebî ve mecazi bir anlatımdır. Klasik Türkçede ve İslamî literatürde bu deyim iki anlama gelir: ​Aşırı İsraf ve Savurganlık: Elinde mal durmayan, parayı, serveti ve kaynakları boş yere ziyan eden, har vurup harman savuran kişi demektir. ​Müptelalık ve Tüketim: Rivayetin devamındaki yorumlarda, bu kişinin ve temsil ettiği sistemin insanları tüketime, lükse, israfa ve hatta alkol gibi zararlı alışkanlıklara alıştırarak toplumun iktisadi ve ahlaki yapısını bozacağı ifade edilir. Mehdi ile İlişkisi Nedir? ​Tam aksine, hadis kaynaklarında Hz. Mehdi’nin eli açıklığı, cömertliği ve adaletli mal dağıtımı övülür. Mehdi ile ilgili sahih hadislerde onun "eli delik (savurgan)" değil, "malı saymadan, bolca ve cömertçe dağıtan" biri olacağı bildirilir: ​"Ahir zamanda bir halife gelecek de malı avuç avuç dağıtacak, saymakla bitiremeyecektir." (Müslim, Fiten 67; Ahmed bin Hanbel, Müsned) Yani Hz. Mehdi bolluk, bereket, sadaka ve adaletle malı ihtiyaç sahiplerine ulaştırırma zihniyetinde olacak iken; "eli delik" olarak vasıflandırılan ahir zaman figürleri Deccal Komitesi ise toplumu israfa, borca ve ekonomik çöküşe sürükleyen bir karakteri temsil eder.
Din
Reklam
Reklam