5/10
·440 syf.··
2026 8. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2026 12:23
Aykırı ve tartışmalı yazar Salman Rushdie’nin 2008 yılında yayınlanan romanı Floransa Büyücüsü, benim de yazardan okuduğum ikinci roman. Hem Fetihpur Sikri’de hem de Floransa’da geçmesi, gezmiş olduğum yerlerden bahsetmesi ilgimi canlı tuttu. Anlatımına bir şey diyemem yazarın. Ama yine önyargılarından kurtulamamış gibi görünüyor. Hindistan’ın en büyük hükümdarlarından Ekber Şah’ı, Hindistan Müslümanlarını, İslam’ı ve Osmanlı Devleti’ni anlatırken yine dayanamamış; Batı gözüyle kendini kabul ettirmeye yönelik önyargılarla kaleme almış hikayeyi. Bu romanı yazmadan önce iki yıl araştırma yaptığını söylemiş yazar, tüm kaynaklarını da belirtmemiş; belli ki kaynakları pek sağlam değil. Doğu’yu tamamen Batı’nın hayal ettiği gibi yazmış; şahlar, padişahlar, saraylar, haremler, bolca kadın, kanlı savaşlar… Bazı yorumlarda gördüğüm gibi ben de cinsiyetçi bir yaklaşım içerdiğini düşünüyorum; kadınlar ya ezik sözü geçmeyen insanlar, ya hayat kadınları ya da çekilmez mahluklar. Bu konuda Doğu-Batı ayrımı yapmamış, Hindistan’dan İtalya’ya durum böyle. Büyülü gerçekçilik ön planda kitapta, ki anlatımı güzelleştiren de o olmuş büyük ölçüde bence.
Floransa BüyücüsüSalman Rushdie · Can Yayınları · 2024767 okunma
HERKESİN OKUMASI GEREK!
Puan vermedi·128 syf.·
2026 13. kitabı
Selamünaleyküm, sevgili okurlar; Öncelikle nasıl bir başlangıç yapıp ne tür bir yorum yapacağım konusunda epey bir tereddüt ve bilinmezlik içerisinde olduğumu belirtmek isterim. Zira belki nadiren de olsa karşılaştığım "kitaba layık bir yorum nasıl olur" suali aklımı epey karıştırmış durumda. Uğruna epey imtihandan geçilmiş bir kitap olması da kitabın değerini epey bir yükseltiyor. İslam Deklarasyonu, Uyuyan Müslümanların İslam'ın öncülüğünde, yönünü Kur'an'ın anlatımlarına göre çevirerek ve adımlarını ona göre atarak nasıl İslam'a uygun bir hayat sürebilir, İslamla nasıl yükselişe geçebilir bunu anlatmaktadır. Bu kısımlar beni oldukça etkiledi, üstelik yazarın "Müslümanların Müslümanlaştırılması" hususunda bahsini ettikleri… "İslam dünyası çöl değildir. O, kendisini sürüp işleyecek olanları bekleyen sürülmemiş bir arazidir." (s.84) Ayrıca Kudüs… Kudüs, İslam'ındır. Kudüs bir Filistin meselesi ya da Arap meselesi değildir sadece, orada canıyla imtihan olan tüm Müslümanlar bizim kardeşlerimizdir. Ne der Kur'an'da: "Şüphesiz ki Müslümanlar kardeştir." (Hucurat, 10) Kitapta da şöyle der: "İsrail, Filistin'de tüm dünya Müslümanlarını tahrik etmektedir. Kudüs meselesi de ne sadece Filistinlilerin ne de sadece Arapların meselesidir. Kudüs, tüm Müslümanların meselesidir." Kitapta da daha üzerine değineceğim ve bahsedeceğimi birçok alıntı var. Ancak bunları bahsetmem dahilinde yorum bir kitap bölümü kadar uzayıp gidebilir. Lakin şu alıntıyı da paylaşmadan edemeyeceğim. Zira bir hanımefendi olarak bu alıntı beni fazlasıyla etkiledi: "Eğitimsiz, ihmal edilmiş ve mutsuz anneler, Müslüman toplumunun yeniden doğuşunu gerçekleştirip başarılı bir şekilde idare etmeye muktedir kız ve oğulları büyütüp yetiştiremezler. İslam, anneliğin sosyal imtiyaz sahibi bir mertebeyi haiz
İslam Deklarasyonu ve Tarihi SavunmaAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınları · 20199,4bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·314 syf.··
2026 6. kitabı
Kitap eski zamanların Osmanlı döneminde geçiyor. Padişahlar, Sultanlar, Ustalar, Şehzadeler, Haremler falan havada uçuşuyor. Enfes yemekler yapan bir Aşçıbaşı var ki padişahlar arasında nam salmış bu aşçıbaşı'nın bir de sırrı var.Bu Aşçıbaşı kimdir, amacı nedir, geçmişinde neler yaşamıştır? Tüm mesele bu. Kitabın sonuna kadar Aşçıbaşı'nın kim olduğunu öğrenemiyorsunuz Çok küçükken birkaç sebepten dolayı ailesinden koparılan Aşçıbaşı'yı kurtaran İsfendiyar Usta olur. Damak tadından anlayan ve yetenekli bir aşçı olacağını taa o zamanlardan anlayan Ustası onu yetişmesi için kendi ustasının yanına gönderir. Gel zaman git zaman Aşçıbaşı büyür, kendini çok güzel yetiştirir ve diyarlar arası bir üne sahip olur. Fakat yemek yapmak istediği tek bir Padişah vardır. Bunun sebebi ise yıllardır sakladığı sırdan dolayıdır. Pir-i Lezzet. İngilizceye, Almancaya, Lehçeye, Bulgarcaya ve Arapçaya çevrilmiş bir kitap aynı zamanda. "Hiç düşündün mü bir insan bir yemekten neden nefret eder ya da onu çok sever?" "... Çünkü o yemekle ilgili muhakkak bir hatırası vardır," demişti Usta, "O lezzeti her tattığında o hatırayla birlikte, hatıranın hissi de yeniden uyanır. Unutma: Lezzet ağızda başlar, ama zihinde biter." Ana karakterler, geçmişten gelen kadim tariflerin peşine düşerken cinayetler, entrikalar ve gizli örgütlerle karşılaşır. Bu tarifler aslında sadece lezzet değil, insanı kemâle erdirecek bilgiler barındırmaktadır. "Pir-i Lezzet" kavramı da buradan gelir: Lezzetin piri, yani hakiki ustası. Roman, okuru bir yandan Osmanlı saray mutfağına, diğer yandan tasavvufi düsüncenin derinliklerine götürürken; akıcı diliyle merakı sürekli canlı tutar.
Pir-i LezzetSaygın Ersin · April · 20232,031 okunma
8/10
·170 syf.··
2025 176. kitabı
Imperial Princes adlı bilim kurgu serinin ilk kitabı kendileri yazarı ilk okuyuşum dil akış beğendim aksiyon olaylarda gayet iyiydi . Güçlü bir Dük'ün kızı ve ilk asillere tanıtıldığı İmparatorun oğlunun olduğu çıkış balosunda olan Jaida İmparatorun oğlu Prens'in dikkatini çekiyor . Tabi bu çok mühim zira kızın soyu çok iyi adam Prens bunlar yatıyorlar falan . Fakat kız ertesi sabah Prens'in onunla evlenmeyip haremine katacağını öğrenince her şeyi bırakıp kaçıyor . Evet bu dünyada haremler var :P Aradan beş sene geçiyor sonunda daima peşinde olduğu asla unutamadığı kadını arayan Prens Seth kızı buluyor ve yakalayıp geri getiriyor . Sonrasında güzel aksiyonlar var kızın tekrar kaçması yakalanması uzay korsanı saldırısı içerde olan hain hizmetlinin ortaya çıkışı gayet iyiydi .
Pursued by the Imperial PrinceMina Carter · Etopia Press · 20131 okunma
6/10
·248 syf.··
2025 101. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2025 19:19
Merhabalar Seri ikinci kitabın kaldığı yerden devam ediyor. Peter Pan nihayet gölgesine kavuşuyor ve var olmayan kral olduğunu çevresindekilere hissettirirken Darling ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya geliyor. Bunun yanı sıra Vane’in hiç beklenmedik şekilde ortaya çıkan kardeşi ve müttefikleri onları çok başka bir şekilde zor durumların içine sürüklüyorlar.. İlk iki kitaba göre bir tık smut seviyesi düşük daha çok aksiyona ve olaylara yer vermişti yazar ama maalesef yazarın öyle bir özensiz kalemi var ki güzelim karekterler ve olay örgüsünü deyim yerindeyse güme götürmüştü. Yine her şey sevişmelerin etrafında gelişirken duygu tarafı bomboş kalmış….mantık desen onu zaten ben ikinci kitaptan sonra aramayı bırakmıştım ama burada ki aksiyon biraz daha fazla olunca hadi dedim böyle olay örgüsü kurguladıysan gerisini de getirirsin dedim ama yok yine onuda yapamamıştı maalesef Madem bu kadar hoşnutsuzsun neden devam ediyorsun be kadın dediğinizi duyar gibiyim valla bu konuda tek açıkmalamam merak sanırım. Çünkü Peter pan çocukluğumuzun kahramanı yani onun karekterinin farklı şekilde özellikle sevdiğim tür olan Revers harem şeklinde yazılması merakımı inanılmaz uyandırmıştı. Ama maalesef yazar beni hayal kırıklığına uğrattı.. Netice olarak çok daha kaliteli şekilde yazılmış Revers haremler var türü merak edenler bence onları tercih etsinler. Bana gelicek olursak da artık son kitap kaldı ve kısa da olduğundan sırf olayları nasıl bir mantıksız şekilde bağlayacak diye onuda okuyup söylenmeye devam edeceğim Hep sevdiklerimi okuyup yorumlayacak değilim zira sevmediklerimi de söylemek boynumun borcu diyerek yorumumu noktalıyorum
1000Kitap
Vahşi DarlingNikki St. Crowe · Nox Yayınları · 2025171 okunma
7/10
·318 syf.·
Beğendi
·
2025 5. kitabı
Merhaba Sevgili Okur... Okuduğum ilk Amin Maalouf kitabı oldu. İlk olarak şunu söylemek istiyorum ki; bu kitapta gördüğüm kadarıyla yazarın tarihi bilgisi çok çok iyi. İran’ın sorunlarını çok başarılı şekilde kaleme almış.Tarihe merakınız varsa özellikle Doğu'ya İran'a arap kültürüne merakınız varsa (benim yok)bu kitap o kitap Kitap 2 bölümden oluşuyor. İlk bölümde yazarın anlatım biçimi o kadar güzel o kadar başarılı ki edebi hazzı sonuna kadar alıyorsunuz. Tarihi bir kurgu olarak değerlendirecek olursam çok güzeldi, tarihi gerçeklik olarak değerlendirecek olursam bu noktada eleştiririm..Selçuklu dönemi ve özellikle Melikşah için çizdiği resimden hiç hoşlanmadım..Onu Terken Hatunun eteğinin altından çıkmayan keyif düşkünü işe yaramaz bi adam gibi aktarması beni çok rahatsız etti.Bazı cümleleri tekrar tekrar okudum ben mi yanlış anlıyorum diye..Okuyanlar bana katılır-katılmaz bilemem ama bu noktayı söylemeden geçemezdim. Ancak 2. Bölüm için aynı şeyi söyleyemem biraz farklı bir anlatım tarzını kullanılmış ve edebi anlamda ilk bölüme kıyasla bir düşüş var. Şimdi tekrar başa dönecek olursam,İran coğrafyasında farklı karakterde üç muazzam adam.. Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk.. Kitabın ilk iki bölümü onları anlatıyor nasıl yolları kesişti,sonra yollar nasıl ayrıldı ve bu iki bölüm bütün kitaba bedeldi.Yönetim,taht kavgası,iktidar ve üstünlük,hesaplaşmalar,güven,kıyım,haremler,kadınlar ve olmazsa olmaz aşk,tarihle iç içe.. Genel hatlarıyla Hayyam'ın Rubaiyat'ı yazdığı dönem ve son iki bölüm kayıp el yazmasının arandığı dönem olarak ayırabilirim..Daha durağan olmasına rağmen yine de okunmaya değerdi.. Bu kitabı güzel bir tarihi kurgu olarak okumak isterseniz hiç durmayın acil okuyun..Tarih öğrenmek isterseniz başka kaynaklara yönelin derim.Son olarak ilk iki 
1000 Kitap
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma