O zaman birbirimizin gözlerinin içine baka baka yavaş yavaş uzaklaşabilir, sessiz çığlıklarla evrenin sonsuzluğunda kaybolup gidebilirdik. Bunu düşündüğüm zaman sırtım buz gibi olurdu. Hemen gömleğimin düğmesini onun hırkasının iliğine geçirmek gibi şeyler geçerdi aklımdan.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünyaya, dünyanın devletlerine, ordularına, fabrikalarına, liderlerine müzik, "sizin konuyla bir ilginiz yok," diyor, sonra da bir tanrı kadar mağrurca ve nazikçe ıstırap çeken adam sadece "dinle" diyor. Çünkü buradaki mesele kurtulmak değil. Müziğin herhangi bir şeyi kurtardığı yok. Merhametli, ilgisiz bir şekilde sığınakları, insanların kendileri için inşa etmiş oldukları evleri kabul etmiyor, gökyüzünü görsünler diye yıkıyor.
Tek istediğim, bir şey yaptığımda "Şundan dolayı yapıyor." gibi düşünceler uyandırmadan içimden geleni yapabilmek. Bunun mümkün olmayacağını bilmek, bir şey yapmazken dahi insanı sınırlandırıyor.
Evet, konuşmak, her zaman "öteki" ile konuşmaktadır ve her tür iletişim "öteki"nin varlığının kabulü üzerinden gerçekleşir, ama bu "öteki" esasen, kendi içimizdeki "öteki"dir. Değişmek, ilerlemek, tekamül etmek, kendi içimizdeki "öteki" ile irtibat kurarak olur. Kendi bütünlüğümüze ulaşmamız ancak, hali hazırdaki varlığımızın zıttına erişerek mümkündür...Gerçek anlamda ilerleme kat etmek, kendimizi kendimizden yaratmak, özetle, yaratıcılık, kendi içimizdeki "öteki" ile kurduğumuz iletişim üzerinden, daha önce olmadığımız insana dönüşmek suretiyle vuku bulur.