“Evlenen bir arkadaşından söz ederken, ‘Artık hayat ona tüm kapılarını kapattı, bir tabutun içine hapsoldu,’ gibi bir laf etmişti. Evliliği tabuta girmeye benzetmeyen Harika bunu duyunca üzülmüştü. Fakat düşününce Selçuk’a bir parça hak verdiği de oluyordu. Annesinin ‘iyi bir yuva kurmak’ dediği, itibar ve güvence uğruna Harun bey gibi bir adamla evlenmekse evet bunun bir tabuta girmekten bir farkı yoktu. Peki ya delice sevdiği, kaybetmeye dayanamayacağı bir insanı bulduğunda aynı korkular, aynı endişeler geçerli miydi?”
İlim, bütün müsbet bilgiler İslâmdan başlar. Avrupalı o devirde domuzlar gibi ağaç köklerini kemirirken Harun Reşid Alman Büyük İmparatoru (Şarlman)a, oniki kapısı olan ve her saatte kapısından başka bir timsal çıkıp tekrar içeri giren meşhur saatini göndermiştir. Bu ruh, (Rönesans)a, bugünkü Avrupa'yı meydana getiren ilim ve fikir hareketine temel olmuştur.
Bazı sırlar yalnızca alacakaranlıkta fısıldanır.
Kitap, birbirinden bağımsız, gizem ve gerilim dozu yüksek 8 kısa öyküden oluşuyor. Bildiğimiz o klişe, bol kanlı korkulardan çok uzak; daha çok gündelik hayatın tam ortasında başlayan ve "bir şeyler ters gidiyor" hissini içinize ince ince işleyen psikolojik bir huzursuzluk hakim.
Ağrı Doğubeyazıt’ta Nuh’un Gemisini ararken kadim bir dehşetle yüzleşen arkeolog Yakup’tan, zamanı birkaç dakika geri almanın lütuf mu yoksa lanet mi olduğunu sorgulatan o gizemli anlara kadar her öykü ayrı bir atmosfer sunuyor. Yazarın sakin ama tekinsiz dili sizi öyle bir yakalıyor ki, tam "alıştım" dediğiniz anda kendinizi başka bir iç karanlığın içinde buluyorsunuz.
Korku ve gerilim türünde ters köşeleri, adını koyamadığınız o tatlı tedirginlik hissini özlediyseniz özellikle kısa ve vurucu finalleri seviyorsanız bu kitap size göre
Yalın ama bir o kadar da sinematik bir anlatım.
Hızlıca okunan ama etkisi uzun süre zihni terk etmeyen öyküler arayanlar mutlaka listesine eklesin.
Harun ağzını elinin tersiyle silip "Hep öyle derler," dedi. "Duymadığımız laf değil. Adam karıyı otuz yedi yerinden bıçaklıyor. Ondan sonra 'Benim polise bir yanlışım olmaz,' diyor. Bir de olsaydı, götün yiyorsa gel beni bıçakla. Götün yiyorsa gel beni damdan aşağıya at! "
Harun ağzı doluyken, "Hiç yakışıyor mu? En sevmediğim şey," dedi. "Her türlü yalanı söylemene rağmen sana poğaça veriyoruz. Neden? Çünkü insanlık ölmedi. Ama sen karı gibi zırlıyorsun. Ayıp! "