Karanlığın içinde hatıralarımı taradım. Büyük, eski bir çuvalda el yordamı ile bir şeyler arar gibi. Ancak hafızam boşalmış gibiydi. Hafızanın ne olduğunu bile hatırlamıyordum ki.
Acaba nasıl, ne yapsaydım da yüreğimi sağlam tutsaydım? Hem yürek neredeydi ki zaten? İçimi yokladım, her yere baktım. Ama yüreğimi bulamadım. Yüreğim neredeydi acaba?
"Yürek hatıralarının içindedir imgelerle beslenir " dedi o ses.
Neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verecek durumda değildim artık. Uzam ve zamandan yoksun bir dünyada öncesi ve sonrası, yukarı ve aşağı kavramları da yoktu artık. Artık kendim olmadığım hissine kapıldım. Ben ve kendim birbirine yabancılaşmıştı.