Ölüp gitsem, dünya en ufak bir vicdan azabı çekmeden dönmesini sürdürecekti. Kesinlikle işler fazlasıyla karmaşıktı. Gene de en azından kuşku duymadığım bir şey vardı: "kimsenin bana ihtiyacı yoktu."
Doğrusu, Dünya evrenin bir köşesinde yüzen bir toprak parçasından başka bir şey değildi. Sonsuzlukta kaybolmuş geçici bir dayanak noktasından başka hiçbir şey. Bu kaya parçası ve onunla birlikte biz, ansızın, hatta yarın bile, en ufak bir enerji değişiminde, en ufak bir yıldırımla sürüklenip gidebilirdik.
Aklımda, bedenimde, hatta yaşantımda bile, bir yerlere gömülüp gitmiş, yitik bir dünya vardı. Belki de yaşamımı, olması gerekenden biraz uzaklaştıran da buydu işte.