Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar; İnsan nedir? “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe..” “Bir damla kan ve bin bir endişe..” demiş.
Bundan âlâ biyografi düşünemiyorum.
Bazı insanlar "gitmek" fiiliyle yan yana yaşardı bu dünyada. Aşkmış, vefaymış, zamanmış, ömürmüş... Hepsi boş bir hikayeydi. Bazı kalpleri zincirlesen de durmazdı; gözleri hep uzak yollara takılırdı.
Gerçek hayattansa kitaplardaki dünyada yaşamak bana daha güzel geliyordu. Kitaplar yalnızlar içindi çünkü. Dışarıdaki gerçek hayat onları avutamadığı için okuyordu insanlar.
Eski sevgililer bazen kalbimizin en dar, en ince kılcal damarlarından sızar; yılların tuzuyla birleşen gözyaşı kanallarına, içimizde bıraktıkları o boşluğa yerleşirlerdi. Adına özlemek denilen, unutturmayan o ıslaklık... Ne kadar istersek isteyelim çekip gitmezdi.
Bir âşık susuyorsa, artık konuşmuyorsa, içini kapatıyorsa, ruhu kendi içine gömülmüşse, yalnızca biz değil, ona inanan yanlarımız da yavaş yavaş ölüyordu.