istanbuli

istanbuli
Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar; İnsan nedir? “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe..” “Bir damla kan ve bin bir endişe..” demiş. Bundan âlâ biyografi düşünemiyorum.
Klasik bir Murakami evreni
Puan vermedi·848 syf.··
Beğendi
·
2025 42. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 19:54
Haruki Murakami'nin "Kumandanı Öldürmek"ini bitirdiğimde hissettiğim o derin, titreşimli sessizliği kelimelere dökmek zor. Bu kitap, okuru alışılmışın dışında bir labirente sokuyor ve labirentin çıkışı olmadığını kabullenmeyi öğretiyor adeta. Tıpkı diğer Murakami kitaplarında olduğu gibi,"Kumandanı Öldürmek" de adeta bir müzik ziyafeti sunuyor. Murakami'nin kendisi de bir caz tutkunu olduğu için, karakterlerin yaşamlarına müzik doğal bir şekilde nüfuz ediyor. Kumandan'la geçirilen gecelerde, bir caz standardının ritmi duyuluyor gibidir. Ya da bir karakterin iç hesaplaşması, bir Beethoven sonatının derinliklerine eşlik eder. Bu müzikler sadece arka plan değil, neredeyse bir karakter kadar etkilidir. Okurken, cazın doğaçlama ruhu ile hikayenin gelişimi arasında bir paralellik kurmamak elde değil. Tıpkı caz müzisyenlerinin bir temayı alıp farklı yönlere taşıması gibi, Murakami de basit bir olay örgüsünü alır ve onu metafizik, gizem ve felsefeyle harmanlayarak beklenmedik bir kompozisyona dönüştürür. Kitabın sessiz anlarında bile, sayfaların arasından hafif bir caz melodisi ya da bir klasik müzik parçası duyuyormuşsunuz hissine kapılırsınız. Bu müzik keyfi, okuma deneyimini zenginleştiren ve Murakami evrenine o samimi, kişisel dokunuşu katan en önemli unsurlardan biri haline gelir. Kitabın kalbinde,her zamanki gibi, derin bir yalnızlık ve kayıp duygusu var. Ana karakterimizin yaşadığı kişisel trajedi, onu sadece fiziksel bir arayışa değil, aynı zamanda içsel bir hesaplaşmaya da sürüklüyor. Bu hesaplaşma, Kumandan ve diğer tuhaf karakterler aracılığıyla somutlaşıyor. Kitap, kaybettiklerimizin bizi nasıl şekillendirdiğini, bir insanın iç dünyasında neleri gömmek zorunda kaldığını ve o gömdüklerimizin aslında hiç gitmediğini anlatıyor. "Kuyu" metaforu, bu anlamda, içimize
Kumandanı ÖldürmekHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20182,286 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·504 syf.··
Beğendi
·
2025 36. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2025 13:46
İrene Vallejo'nun "Papirüs"ü, kitapların ve yazının inanılmaz hikayesini anlatan, okuyucusunu hemen içine çeken bir kitap. Antik çağlardan bugüne, kitapların, kütüphanelerin ve onları koruyan insanların destansı yolculuğuna tanık oluyorsunuz. Yazarın en büyük başarısı, tarihi bir konuyu roman okur gibi heyecanla ve merakla okutabilmesi. Sümer tabletleri, İskenderiye Kütüphanesi'nin dramatik sonu, Orta Çağ'da keşişlerin çoğaltma çabaları derken kendinizi bir solukta okurken buluyorsunuz. Kitabı okuduktan sonra, elinizde tuttuğunuz her kitaba bakışınız değişiyor. Her birinin binlerce yıllık bir geleneğin, emeğin ve direnişin ürünü olduğunu fark ediyorsunuz. Eserlerini okuduğumuz veya bir çok alıntıdan bilgi sahibi olduğumuz filozof ve yazarlar hakkında farklı bilgiler edinmenin bu kitabın bize ayrı bir hediyesi olduğu düşünüyorum. Kısacası, edebiyat, tarih ve kitap sevgisini birleştiren, her okura hitap eden sıra dışı bir çalışma. Kesinlikle tavsiye ederim.
PapirüsIrene Vallejo · Bilgi Yayınevi · 2023360 okunma
"Fasulyeleri ayıklıyoruz, öyleyse varız."
Puan vermedi·320 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Temmuz 2025 12:26
​Wiesław Myśliwski'nin bu önemli romanı, felsefi açıdan derin bir incelemeyi kesinlikle hak ediyor. "Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir Tez," sadece bir roman değil, aynı zamanda varoluşun ve insan hayatının anlamı üzerine yazılmış bir monologdur. ​Fasulye Ayıklama: Zamanda Bir Monolog ​Myśliwski'nin romanı, adı açıklanmayan yaşlı bir müzisyenin, kendisine eşlik eden gizemli bir konukla yaptığı konuşmalarla ilerler. Bu monolog, aslında karakterin kendi hayatıyla yüzleşmesini, bir nevi otobiyografik bir hesaplaşma sunmasını sağlar. Konuşmanın zemini, kahramanın fasulye ayıklama eylemidir. Bu eylem, sadece bir mutfak işi olmaktan çıkıp, tüm hayatın bir metaforu haline gelir. Fasulye ayıklamak, anıların, tecrübelerin, pişmanlıkların ve başarıların gözden geçirilmesi, yani hayatın muhasebesini yapmaktır. ​Fasulyeler ve Anılar: Kaos ve Düzen ​Romanda fasulyeler, karakterin zihnindeki anıları temsil eder. Tabağa dökülen fasulye yığını, hayatın tüm karmaşıklığını ve düzensizliğini sembolize eder. Müzisyen, her bir fasulye tanesini eline alıp incelerken, tıpkı anılarını tek tek gözden geçirdiği gibi, onları ayıklar. Bu süreçte, sağlıklı ve kusursuz olanlar bir tarafa ayrılırken, bozuk, lekeli ya da kırık olanlar dışlanır. ​Bu eylem, bireyin hafızasını düzenleme çabasıdır. Müzisyen, hayatındaki acı, tatlı, travmatik ve sıradan tüm anıları bu ayıklama işlemi sırasında yeniden yaşar, onları anlamlandırmaya çalışır. Savaş yıllarından gençlik hayallerine, aşklarından pişmanlıklarına kadar her anı, bir fasulye tanesi gibi incelenir. Bu, kişinin geçmişiyle barışma ve onu kabul etme yolculuğudur. ​Felsefi Bir Duruş: "Fasulyeleri ayıklıyoruz, öyleyse varız." ​Romanda dikkat çeken alıntılardan biri, yazarın Descartes'ın "Düşünüyorum, öyleyse varım" sözüne getirdiği göndermedir:
Fasulye Ayıklama Sanatı Üzerine Bir TezWieslaw Mysliwski · Yapı Kredi Yayınları · 2020525 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 6. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2025 21:02
Nahid Sırrı Örik bu kitabında, kıskançlığın insanı nasıl körleştirebileceğini, nasıl bir uçuruma sürükleyebileceğini çok iyi anlatıyor. Seniha'nın karakteri çok etkileyici. Bir yandan acımasız, bir yandan da çok zavallı. Kitabı okurken kendinizi onun yerine koyabiliyorsunuz, hislerini hissedebiliyorsunuz. Kıskanmak, insanın içindeki en karanlık duygulardan biri ve bu kitap bunu çok güzel işliyor. "Kıskanmak"ta kıskançlık daha çok içten gelen bir şey, bir çeşit hastalık gibi. Yani karakterin kendisi kıskançlığı yaşıyor ve bu onu içten içe kemiriyor. Kitap daha çok psikolojiye odaklanmış, karakterin iç dünyasını anlatmaya çalışıyor.
KıskanmakNahid Sırrı Örik · Oğlak Yayıncılık · 20213,377 okunma
Henry David Thoreau
Puan vermedi·357 syf.··
Beğendi
·
2024 36. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2024 20:52
Sivil itaatsizlik anlayışının öncülerinden sayılan Amerikalı yazar, filozof ve şair Walden Gölü kıyısında, şehirden ve modern hayattan kopuk bir biçimde geçirdiği yıllara ait deneyimlerini okurlarıyla paylaşırken sosyal ve ekonomik hayata dair, bugün için bile marjinal sayılabilecek fikirlerini öne sürmekten geri durmuyor. Amerika Birleşik Devletleri'nin henüz emekleme çağında olduğu bir dönemde, sanki insanların hırslarının ve ihtiraslarının varabileceği noktayı o günden görmüşçesine, yalnızca doğanın nimetlerinden ve kişinin kendi emeğinden faydalanarak yaşayacağı bir dünya düzeni tasarlayan Thoreau aynı zamanda tasarladığı düzenin ilk uygulayıcısı. İflah olmaz bir münzevi olan Thoreau ile Walden Gölü kıyısında geçireceğiniz saatler düşünce dünyanızda yepyeni kapılar açacak. "Kedere bir övgü yazmak değil niyetim, sadece seher vaktinde tüneğinde dikilen bir horoz gibi kuvvetle ötmek ve komşularımı uyandırmak." Henry David Thoreau
WaldenHenry David Thoreau · Zeplin Yayınları · 20192,128 okunma