Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar; İnsan nedir? “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe..” “Bir damla kan ve bin bir endişe..” demiş.
Bundan âlâ biyografi düşünemiyorum.
Gelişmiş toplumlarda maddi eşitsizlik her şeyden önce bireysel haysiyetin toplumsal temelini zayıflattığında bir sorun haline gelir. Almanya'nın sosyal durumuna ilişkin istatistiklerde kullanılan göreli yoksulluk kavramı, öncelikle ekonomik yoksunluğu değil, yeterli sosyal katılım için gerekli olan kaynakların eksikliğini ölçer. Bir restorana gidememenin ya da bir sinema bileti için yeterli paraya sahip olmamanın getirdiği sosyal damgalanmadan muzdarip olmak için açlıktan ölmek ya da soğuktan donmak gerekmez.
Toplumsal eşitsizliğin neden olduğu güven kaybının belirtileri, temel topluluk biçimlerinin erozyona uğramasından kamu sağlığının bozulmasına, ruh sağlığı sorunları ile şiddet eğiliminin artmasına ve toplumun geniş kesimlerinin kendilerine adil bir başarı şansı verilmediğini haklı olarak düşünerek toplum dışına çekilmesine kadar uzanır. Böyle bir yapı, çoğunlukla intihar veya uyuşturucu kullanımından kaynaklanan "umutsuzluktan ölme" (death of despair) vakalarında artışa yol açar.
Eşitsizlik sorunundan tamamen kurtulmak mümkün değildir, bir eşitsizlik biçimi ancak bir diğeriyle değiştirilebilir. Ekonomik eşitsizlik yerine siyasi eşitsizliği tercih etmenin haklı gerekçeleri olabilir. Ama toplumsal eşitsizliklerin siyasi müdahaleyle tamamen giderilebileceği umudu boşunadır, çünkü etkili siyasi eylem de ancak kendine özgü eşitsizlik biçimleri oluşturan toplumsal güç asimetrileri sayesinde mümkün hale gelir.