Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
(...) Düşüncelerinden emin olan, konumuyla gurur duyan veya görevini yerine getirme kaygısı taşıyan herkes trajik bir maske takar. Onu kendisi olması için görevlendirir ve neredeyse tüm kibrini ona aktarır.
Sayfa 64 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, İfade Denetiminin Elde Tutulması, Metis Yayınları
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
(...) Dile getirdiğimiz güzel düşüncelere göre yaşadığımızı iddia ederiz; tıpkı üyesi olduğumuzu söylediğimiz dine inanmaya çalıştığımız gibi. Zorluklar ne denli büyük olursa, şevkimiz de o denli büyük olur. Duygularımızın ve davranışlarımızın içerdiği tüm eşitsizlikleri; ilan edilmiş ilkelerimizin ve bağlılık üzerine sözlerimizin ardında özenle gizlemeye ve bunu ikiyüzlü olmadan yapmaya çalışırız. Çünkü seçilmiş kişiliğimiz, bilinçdışı rüyalarımızın gelgitlerinden daha fazla bizim "gerçek benliğimizdir".
Sayfa 64 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, İfade Denetiminin Elde Tutulması, Metis Yayınları
Psikoloji
- PERFORMANSLARI ANLAMAK...
(...) Her ne olursa olsun, araştırmacılar olarak; yanlış yazılmış bir sözcüğün veya laf ebeliğinin pek de gizleyemediği bir dil sürçmesinin yarattığı uyumsuzluğu incelemeye hazır olmalıyız. Neden miyop bir muslukçunun, mesleğinde önemli olan "kaba kuvvet" izlenimini korumak için ev hanımının yaklaşmasıyla işini bir performansa dönüştürüp gözlüklerini cebine saklama ihtiyacını duyduğunu; veya neden bir halkla ilişkiler danışmanının, bir televizyon tamircisine, televizyona geri takmayı unuttuğu vidaları (fazla vidalar uygunsuz bir izlenim yaratmasın diye) kendi getirdiği vidalarla birlikte saklamasını tavsiye ettiğini anlamaya çalışmalıyız. Başka bir deyişle; bir performans tarafından yaratılan gerçeklik izleniminin, çok ufak kazalar tarafından bile parçalanabilen nazik ve kırılgan bir şey olduğunu görmeye hazırlıklı olmalıyız. Performanslarda ifade uyumuna duyulan ihtiyaç; insani zaafları olan bizlerle, toplumsallaşmış benliğimiz arasındaki can alıcı bir ayrıma işaret eder. İnsanlar olarak değişken güdülere sahip, duyguları ve enerjileri bir andan diğerine değişen varlıklarız. Ne var ki; seyirci için sahnelenen kişilikler olarak inişlerimiz ve çıkışlarımız olamaz. Durkheim'ın da dediği gibi, üst düzey toplumsal etkinliklerimizin "duyularımız ve genel anlamda fiziksel bilincimiz gibi fiziksel halimizin izinden gitmesine" izin vermeyiz. Herhangi bir anda tümüyle homojen bir performans sergileyebilmemize güvenilebilmesi için, ruhumuzun bir anlamda bürokratikleşmesi beklenir.
Sayfa 63 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, İfade Denetiminin Elde Tutulması, Metis Yayınları
Psikoloji
(...) İletişimde yaşanan bu beklenmedik olaylara karşılık olarak; oyuncular genelde performans sırasında (araçsal anlamda ne kadar önemsiz olsalar da) mümkün olduğunca fazla sayıda ufak tefek olayın ya hiçbir izlenim iletmeyecek, ya da oluşturulan durumun genel tanımı ile uyumlu ve tutarlı bir izlenim iletecek şekilde meydana gelmesini sağlayarak bütünün sorumluluğunu parçalara yüklemeye çalışırlar. Kendilerine aşılanmaya çalışılan gerçeklikten gizliden gizliye kuşkulandıklarında; seyircilerin, önemsiz kusurlardan tüm gösterinin sahte olduğu sonucunu çıkarma eğiliminde olduğunu kabule hazırız. Ama toplumsal yaşamı inceleyen bizler; sempati duyan seyircilerin bile kendilerine sunulan izlenimlerde önemsiz bir tutarsızlık fark ettiklerinde bir an için rahatsız olabileceklerini, şaşkınlık yaşayabileceklerini ve inançlarının zayıflayabileceğini kabul etmeye aynı derecede hazır değiliz. Bu ufak kazaların ve "istenmeyen hareketlerin" kimileri, adeta oyuncu tarafından desteklenenle çelişen bir izlenim vermek için tasarlanmış gibidirler. Seyirci, her ne kadar üzerinde durup düşündüğünde uyumsuz olayın aslında anlamsız olduğunu ve tamamen göz ardı edilmesi gerektiğini görse bile; içine gömüldüğü etkileşimden belli bir derece silkinmeden edemez. Buradaki can alıcı nokta; istenmeyen hareket tarafından yol açılan geçici durum tanımının kendisinin "suçlu" olması değil, onun yerine sadece resmi olarak yansıtılan tanımdan farklı olmasıdır. __Bu farklılık; resmi yansıma ile gerçekliği utanç verici bir biçimde birbirinden ayırır. Utanç vericidir; çünkü resmi yansıma, mevcut şartlar altında mümkün olan tek durum olduğu iddiasını taşır. Belki de performansları; büyük bir kazancın ufak bir kaybı veya büyük bir ağırlığın küçük bir ağırlığı karşılayabileceği
Sayfa 60 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, İfade Denetiminin Elde Tutulması, Metis Yayınları
Psikoloji
- VİTRİN, GÖRÜNÜŞ VE TUTUM
Kimi zamanlar kişisel vitrini oluşturan uyarıcıları, bu uyarıcıların taşıdığı bilginin işlevine göre "görünüş" ve "tutum" olarak ikiye ayırmak yararlı olur. "Görünüş" ile o anda oyuncunun toplumsal statüsü hakkında bilgi veren uyarıcıları kastediyoruz. Bu uyarıcılar aynı zamanda bize o kişinin geçici ritüel durumunu; yani resmi sosyal faaliyet içinde mi yoksa iş veya gayriresmi eğlence faaliyeti içinde mi olduğunu, mevsim döngüsünde veya kendi yaşam döngüsünde yeni bir döneme girmiş olup olmadığını anlatır. "Tutum" ise oyuncunun mevcut durumda söz konusu olacak etkileşimde oynamayı beklediği rol hakkında bize bilgi veren uyarıcılar için kullanılabilir. Bu şekilde; küstah, saldırgan bir tutum, oyuncunun sözel etkileşimi başlatacak ve yönünü belirleyecek kişi olmayı beklediği anlamına gelebilir. Yumuşak başlı ve özür dileyip duran bir tutum ise söz konusu oyuncunun başkalarının liderliğini kabul etmeyi beklediğini veya buna yönlendirilebileceğini gösterebilir. Tabii ki genelde görünüş ile tutum arasında karşılıklı olarak birbirini onaylayan bir tutarlılık olmasını bekleriz. Etkileşimdeki tarafların toplumsal statüleri arasındaki farklılıkların; o tarafların etkileşimde ne tür roller oynamayı beklediklerine dair belirtilerde görülen birbiriyle uyumlu farklılıklarca ifade edilmesini bekleriz.
Sayfa 35 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, Vitrin, Metis Yayınları
Psikoloji