Seninle hiç tanışmadım ama yazılarınla tanıştım. Bir zamanlar senin sesin, Türkiye'de çok farklı bir sesin yankısıydı. Her yazında, her cümlende, bu topraklarda unutulmuş bir hakikate, bir vicdana, bir insanlığa sesleniyordun. Yalnızca bir gazeteci değil, bir düşünür, bir insan hakları savunucusu ve en önemlisi, tüm insanlığın vicdanına dokunan bir insandın.
Beni en çok etkileyen, insan olmanın en saf haliyle, nefretten uzak, sevgiyle yaklaşma çaban oldu. Yazılarında her zaman ortak bir insanlık paydasına vurgu yaptın. Ama bir bakıma, söylediklerin bu topraklarda yankı bulmadı ve belki de seni kaybettik. Oysa senin söylediklerin, bizim gerçekliğimizin ta kendisiydi.
Yazılarını okurken, her satırda senin içindeki hüzünlü ama aynı zamanda umutlu sesi duydum. Her kelimede, bir dünyayı değiştirme çabası vardı. Bu yüzden kaybın, sadece senin kaybın değil, bu ülkenin kaybı, bir insanlık kaybı oldu. Ama aynı zamanda senin hatırlattığın her şey, hala bu topraklarda, senin yokluğunda da yaşıyor.
Seninle aynı dönemde yaşadığım için gurur duydum. Ama senin varlığın, bir yönüyle eksik kaldı, bu eksikliği hala derinden hissediyorum. Senin düşüncelerin, yazıların ve tavırların, bir insanın var olma biçimini, sevgiyle yaşamanın yolunu gösterdi. Bunu asla unutmayacağım.
Huzur içinde yat, seni kaybetmiş olsak da, senin öğrettiklerin bizimle kalacak.