İyi bir oyuncu olmak yetenek, uzun süre eğitim ve psikolojik yeterlilik ister. Ama bu gerçek, bizim bir başka gerçeği daha görmemizi engellememelidir: Neredeyse herkes, bir senaryoyu yeterince iyi öğrenerek hoşgörülü bir seyirciye gözleri önünde düzenlenenin biraz da olsa gerçek olduğu hissini yaşatabilir. Öyle görünüyor ki bu da toplumsal etkileşimin kendisinin; tıpkı bir sahne gibi, dramatik açıdan şişirilmiş eylemler, karşı-eylemler ve son sözlerin karşılıklı alışverişinden oluşması nedeniyle böyledir.
Bir senaryo, pratik yapmamış oyuncuların elinde bile yaşam kazanabilir; çünkü yaşamın kendisi de dramatik canlandırmaya dayanan bir şeydir. Tüm dünya tabii ki bir sahne değildir; ama tam olarak neden böyle olmadığına parmak basmak pek de kolay değildir.
Son zamanlarda "psiko-drama"nın terapi yöntemi olarak kullanılması buna başka bir örnektir. Psikiyatrik olarak düzenlenen bu sahnelerde hastalar, sadece rollerini etkili bir biçimde oynamakla kalmayıp, bunu ortada bir senaryo olmadan yaparlar. Kendi geçmişleri, bir tekrarının sahnelenmesine izin verecek bir biçimde ellerinde hazırdır. Anlaşıldığı kadarıyla, bir rolün dürüstçe ve iyi niyetle oynanması, daha sonra oyuncunun aynı rolü düzmece bir performans şeklinde sahnelemesine imkân veriyor. Dahası; geçmişte sevdiklerinin ona oynadıkları roller de aynı şekilde, oyuncunun, olduğu kişi olmayı bırakıp sözgelimi bir zamanlar bir başkası onun için neyse o role bürünmesine imkân verir.
__Gerektiği zaman oynanan roller arasında geçiş yapabilmeyi sağlayan bu yetiyi öngörmek mümkündür; görünüşe göre herkes bunu yapabilir. Çünkü gerçek yaşamdaki rollerimizi sahnelemeyi öğrenirken, kendi performansımızı sunacağımız kişilerin rutinlerine de ister istemez aşina oluruz. Ve gerçek bir rutini düzgünce
Sayfa 78 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, Gerçeklik ve Düzmece, Metis Yayınları