Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
- “PSİKO-DRAMA”
İyi bir oyuncu olmak yetenek, uzun süre eğitim ve psikolojik yeterlilik ister. Ama bu gerçek, bizim bir başka gerçeği daha görmemizi engellememelidir: Neredeyse herkes, bir senaryoyu yeterince iyi öğrenerek hoşgörülü bir seyirciye gözleri önünde düzenlenenin biraz da olsa gerçek olduğu hissini yaşatabilir. Öyle görünüyor ki bu da toplumsal etkileşimin kendisinin; tıpkı bir sahne gibi, dramatik açıdan şişirilmiş eylemler, karşı-eylemler ve son sözlerin karşılıklı alışverişinden oluşması nedeniyle böyledir. Bir senaryo, pratik yapmamış oyuncuların elinde bile yaşam kazanabilir; çünkü yaşamın kendisi de dramatik canlandırmaya dayanan bir şeydir. Tüm dünya tabii ki bir sahne değildir; ama tam olarak neden böyle olmadığına parmak basmak pek de kolay değildir. Son zamanlarda "psiko-drama"nın terapi yöntemi olarak kullanılması buna başka bir örnektir. Psikiyatrik olarak düzenlenen bu sahnelerde hastalar, sadece rollerini etkili bir biçimde oynamakla kalmayıp, bunu ortada bir senaryo olmadan yaparlar. Kendi geçmişleri, bir tekrarının sahnelenmesine izin verecek bir biçimde ellerinde hazırdır. Anlaşıldığı kadarıyla, bir rolün dürüstçe ve iyi niyetle oynanması, daha sonra oyuncunun aynı rolü düzmece bir performans şeklinde sahnelemesine imkân veriyor. Dahası; geçmişte sevdiklerinin ona oynadıkları roller de aynı şekilde, oyuncunun, olduğu kişi olmayı bırakıp sözgelimi bir zamanlar bir başkası onun için neyse o role bürünmesine imkân verir. __Gerektiği zaman oynanan roller arasında geçiş yapabilmeyi sağlayan bu yetiyi öngörmek mümkündür; görünüşe göre herkes bunu yapabilir. Çünkü gerçek yaşamdaki rollerimizi sahnelemeyi öğrenirken, kendi performansımızı sunacağımız kişilerin rutinlerine de ister istemez aşina oluruz. Ve gerçek bir rutini düzgünce
Sayfa 78 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, Gerçeklik ve Düzmece, Metis Yayınları
Psikoloji
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
(...) Halk; yüz göz olabileceği bir kral değil, adeta Delfi kâhini gibi esrarengiz bir kral arzular. Monarşi aslında her bir bireyin beyninin yarattığı bir şeydir. Herkes kral olsa neler yapacağını düşünmekten hoşlanır. Halk, Kral'a akla gelebilecek her türlü erdem ve yeteneği yakıştırır. Sıradan biri gibi sokakta yürürken gördüklerinde hayal kırıklığı yaşamaları kaçınılmazdır.
Sayfa 74 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, Gizemlileştirme, Metis Yayınları
Siyaset
- GİZEMLİLEŞTİRME
(...) Eğer algıyı bir bağlantı ve iletişim türü olarak görürsek; o zaman algılanan üzerinde denetim sahibi olmak, kurulan bağlantı üzerinde denetim sahibi olmak anlamına gelir. Neyin görünüp görünmeyeceğinin kısıtlanıp düzenlenmesi de bağlantıların kısıtlanıp düzenlenmesi demektir.
Sayfa 73 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, Yanlış Sunum, Metis Yayınları
Psikoloji
- YALAN VE İTİBAR...
Bariz bir yalan söylerken yakalananlar, sadece söz konusu etkileşim sırasında itibar kaybetmekle kalmaz; aynı zamanda tüm itibarlarını yitirebilirler. Çünkü çoğu seyirci; bu tür bir yalan söylemeye kalkan bir kimseye bir daha asla tümüyle güvenilmemesi gerektiğini düşünür. Ne var ki; doktorlar, potansiyel misafirler ve başkaları tarafından, büyük ihtimalle söylendikleri kişilerin duygularını incitmemek için dile getirilen pek çok "beyaz yalan" vardır ve bu tür gerçeğe aykırılıklara "korkunç" gözüyle bakılmaz. Dahası; günlük yaşamda oyuncunun, kendini açık bir yalanın yol açacağı savunulması imkânsız bir konuma düşürmeden, neredeyse her tür sahte izlenimi yaratması genelde mümkündür. İma, stratejik belirsizlik ve can alıcı atlamalar gibi iletişim teknikleri; yanıltıcı role soyunan kişinin, teknik olarak tek bir yalan söylemeden yalanlardan yararlanmasını sağlar. Medyada bunun kendine özgü versiyonları vardır; bunu örneğin uygun kamera açıları ve montajla, bir ünlüye gelen cılız tepkileri bir coşku seline dönüştürebilmelerinden de görebiliriz.
Sayfa 69 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, Yanlış Sunum, Metis Yayınları
Psikoloji
Sahte bir vitrin sunanları veya "sadece" bir vitrin sunanları; gizleyen, aldatan ve sahtekârlık yapanları düşündüğümüzde, yaratılan görünüşlerle gerçeklik arasında uyuşmazlık olduğu aklımıza gelir. Ayrıca bu performansları sergileyenlerin kendilerini kıstırdıkları nazik konumu da düşünürüz; çünkü performans sırasında herhangi bir anda foyalarını meydana çıkaracak ve iddia ettikleriyle açıkça çelişecek, bunun sonucunda anında aşağılanmalarına yol açacak ve bazen de itibarlarını kalıcı şekilde zedeleyecek bir olay meydana gelebilir. Genelde dürüst oyuncuların, bariz bir yanlış sunum eyleminde bulunurken suçüstü yakalanmaktan kaynaklanan bu korkunç sonuçlardan kaçınabildiklerini düşünürüz. Ne ki sağduyuya dayanan bu bakış açısı analitik açıdan pek yararlı değildir. Bazen yaratılan izlenimin doğru mu yoksa sahte mi olduğunu sorduğumuzda, aslında o oyuncunun söz konusu performansı sahnelemeye yetkisi olup olmadığını sormak isteriz ve doğrusu performansın kendisi pek umurumuzda değildir. İletişim kurduğumuz birinin bir sahtekâr olduğunu öğrendiğimizde; oynadığı rolü oynamaya hakkı olmadığını, ilgili statüye sahip olma iddiasının geçerli olmadığını öğreniyoruz demektir. Sahtekârın performansının, oyuncuyu yanlış sunmasına ek olarak başka yönlerden de hatalı olacağını varsayarız; ama genelde çevirdiği dolaplar, sahte performansla bu sahte performansın taklit ettiği meşru performans arasında başka farklar bulmamıza kalmadan ortaya çıkar. **Paradoksal bir şekilde; sahtekârın performansı gerçeğiyle ne kadar çok benzeşirse, kendimizi o kadar çok tehdit altında hissederiz. Çünkü sahtekârlığı ortaya çıkmış birisi tarafından sergilenen becerikli bir performans; belli bir rolü oynamak için gerekli meşru yetki ile o rolü oynama yetisi arasında var olduğunu
Sayfa 66 - Ocak 2014, PERFORMANSLAR, Yanlış Sunum, Metis Yayınları
Psikoloji