Hasan Karademir

Hasan Karademir
@hasankrdmrr
(...) Tarih açısından çok kısa sayılacak bir dönem içinde, yalnız Risale-i Nur için bine yakın dâva açılması, artık konuya arızî bir vaka gözüyle bakılamayacağını, tarihî ve sosyolojik açıdan incelenmesi gerektiğini gösteriyor. Ama bu noktada profesörün kalemi, gazetecinin kalemi belli bir peşin hükmün buyruğu altında. Sar'alı kalemler gibi.
Sayfa 27 - KALEM YAZMAK ZORUNDADIR — II, Diriliş Yayınları
Risale-i Nur
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
- AYRIKSI ROLLER VE SAHTE KİMLİKLER
Ayrıksı roller içinde belki de en dikkat çekici olanlar, bir kimseyi bir toplumsal kuruma sahte kimlikle sokanlardır. Bunun çeşitlerine değinelim: İlk olarak "muhbir" rolü gelir. Muhbir; oyunculara karşı takımın bir üyesiymiş gibi davranan, sahne arkasına girme ve yıkıcı bilgi edinme izni olan ve daha sonra açıkça ya da gizlice gösteriyi seyirciye satan kimsedir. Bu rolün siyasal, askeri, endüstriyel ve kanun dışı çeşitleri ünlüdür. Eğer kişi takıma işin başında dürüst bir şekilde katılmışsa ve sırları ortaya çıkarma amaçlı önceden hazırlanmış bir planın parçası değilse, bu kişiden kimi zaman hain, dönek veya kaypak olarak söz ederiz; özellikle de aslında düzgün bir takım arkadaşı olacak özelliklere sahipse. Zaten işin başından beri takımı ihbar etmeyi amaçlayan ve ilk başta sırf bunun için takıma katılmış olan kişiye ise casus deriz. Sıkça gözlemlendiği gibi, ister hain ister casus olsunlar, muhbirler genellikle çift taraflı oynamak, kendilerinden sır satın alanların da sırlarını satmak için mükemmel bir konumdadırlar. Tabii ki muhbirleri başka şekillerde sınıflandırmak da mümkündür: Hans Speier'in de değindiği gibi; bazıları bu iş için profesyonel eğitim almıştır, bazıları amatördür; kimileri yüksek sınıftan, kimileri ise aşağı sınıftandır; kimileri bunu para için yapar, kimileri ise inançları nedeniyle bu işe girişir. İkinci olarak "yem" rolü gelir. __Yem; seyircinin sıradan bir üyesiymiş gibi davranan ama aslında oyuncularla iş birliği içindeki kimselere denir. Tipik olarak yem, ya seyircilere oyuncuların aradığı türde tepkinin bir örneğini sunar veya performansın devamı için belli bir seyirci tepkisi gerektiğinde söz konusu tepkiyi verir. Eğlence sektöründe kullanılan "yem" ve "şakşakçı" tanımları yaygın kullanıma da girmiştir. Bu rolle
Sayfa 140 - Ocak 2014, AYRIKSI ROLLER, Metis Yayınları
Psikoloji
- SIR DENEN ŞEY
Toplumsal grupların önderleri, kimi zaman önemli stratejik sırlar konusunda ilginç bir ikilemle karşı karşıya kalırlar: Grupta olup söz konusu sırrı bilmeyenler, o sır sonunda açığa çıktığında kendilerini dışlanmış ve hakarete uğramış hissederler; öte yandan, o sırrı bilen kişilerin sayısı ne denli büyükse, kasten veya kasıtsız olarak açığa çıkarılma ihtimali de o denli büyüktür. Bir takımın başkasının sırları hakkında sahip olabileceği bilgi bize iki tür sır daha verir: "Emanet" Sırlar: Bu tür sırrın sahibi, o sırrın ait olduğu grupla olan ilişkisi yüzünden onu saklama mecburiyetindedir. Böyle bir sır emanet edilmiş bir kimse; iddia ettiği kişi olabilmek için o sır kendisiyle ilgili olmasa da saklamalıdır. Dolayısıyla örneğin bir avukat, müvekkilinin uygunsuz davranışlarını açığa vurduğunda, birbirinden çok farklı iki performans tehlikeye girer: Müvekkilin mahkeme karşısında sergilediği masumiyet gösterisi ve avukatın müvekkili karşısında sergilediği güvenilirlik gösterisi. "Serbest" Sırlar: Kişinin bir başkası hakkında bildiği ve kendi imajını lekelemeden açıklayabileceği türde bir sırdır. Serbest sırları; keşif, istençsiz açığa vurma, açık itiraf veya kulaktan kulağa taşınma gibi durumlar sayesinde edinmek mümkündür. Genelde bir takımın "serbest" veya "emanet" edilmiş sırrı, bir başka takımın "karanlık" veya "stratejik" sırrı olabilir. Bu nedenle hayati sırları bir başkası tarafından bilinen bir takım; o sırlara sahip olanları, söz konusu sırlara serbest değil de emanet sır gibi davranmaya yönlendirmek ister.
Sayfa 139 - Ocak 2014, AYRIKSI ROLLER, Metis Yayınları
Psikoloji
Herkesin bildiği gibi; gözle görülür önderlik konumlarındaki oyuncuların gücü, sıklıkla sembolik olmaktan öteye gitmez. Ya bir pazarlık sonucu, ya potansiyel bir tehdit oluşturabilecek bir konumu etkisiz hale getirmek için; ya da stratejik biçimde vitrinin arkasındaki gücü (ve dolayısıyla vitrinin arkasındaki gücün ardındaki gücü) gizlemek için seçilmişlerdir. Yine aynı şekilde; deneyimsiz olan veya geçici olarak belli bir konumu dolduran kişiye deneyimli astlar üzerinde resmi yetki verildiği zaman, genellikle resmi iktidar sahibine "rüşvet kabilinden" dramatik egemenliği olan bir rol sunulur; astlar ise gösteriyi yönetir.
Sayfa 103 - Ocak 2014, TAKIMLAR, Metis Yayınları
Siyaset
- İDARE VE YÖNETİM PSİKOLOJİSİ
Eğer yönetmen uygunsuz görünüşleri düzeltiyor ve önemli veya önemsiz ayrıcalıkları dağıtıyorsa; o zaman (kolektif olarak seyirci için sahnelenen gösteri kadar birbirleri için sahneleyebilecekleri gösteriye de önem veren) diğer takım üyeleri, yönetmene karşı diğer takım arkadaşlarına göre farklı bir tavır içinde olacaktır. Üstelik seyirci de performansın bir yönetmeni olduğunu anlarsa, onu diğer oyunculara göre performansın başarısından daha fazla sorumlu tutabilir. Muhtemelen yönetmen de bu sorumluluğa; oyunculardan, onların kendilerinden beklemeyecekleri dramatik taleplerde bulunarak tepki verecektir. Bu da halihazırda kendisine karşı hissedilen yabancılaşmaya katkıda bulunabilir. Böylece bir yönetmen; işin başında takımın bir üyesiyken, kendini yavaş yavaş seyircilerle oyuncular arasında, her iki tarafın da yarı içinde yarı dışında bir ara bölgede; aracıların normalde sahip olduğu dokunulmazlığa sahip olmayan marjinal bir role itilmiş bulabilir. Fabrikadaki işçibaşı, yakın zamanlarda tartışılmış bir örnektir.
Sayfa 101 - Ocak 2014, TAKIMLAR, Metis Yayınları
Psikoloji