Pek Muhterem Hakim;Dünya fikir ve hukuk âleminin en büyük müdafaalarından biri, büyük mütefekkir Sokrat'ın (Apoloji)sinden şu birkaç satırı okumama izin istiyorum:"Ben ne gibi bir cezaya mı müstahakım? Ömrüm bo yunca dilimi tutmadığım için?.. Paraya, mala, hatipliğe ve memlekette durmadan ortaya çıkan türlü türlü rütbelere, entrikalara ve fırkalara bağlanmadığım için?.. Bu gibi faaliyetler altında yaşamayı kendime yakıştırmadığım, kendimi böyle bir hayat sürmeyecek kadar şerefli saydığım için... Kendimi böyle şeylere verecek olursam ne kendime, ne de size bir faydam olur diye onların hepsinden uzak kaldığım için?.. Bütün bunlar için ben ne gibi bir cezaya mı müstahakım?.."Ve yine Sokrat cezasını tayin eder:"-Bana (Pityon) da, Millet Sarayında ziyafet çekiniz!"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu memleketin islahı ve bütün bu hallerin davacılığı bana değil- zira ben, elhamdülillah bu memleketin belli başlı bir ismiyim -hatta Çemişkezek'teki kahveci Durmuş'a bile kalmıştır. Menfi tevekkül, tekâsül, teseyyüp, "adam sende"cilik, "neme lazım?"cılık, "bana mı kaldı?.." cılık ruhunun şu aleni tezahür faciasına, bir de üstelik itham cüretine bakın!.. Ben, elimde, maddî ve resmî hiçbir selahiyet olmaksızın, fakat manevi ve hususi en büyük salahiyete malik bir Türk çocuğu gibi, hakkımı, hem de şeref ve ahlâk hakkımı, fikir ve gaye borcumu yerine getirdim.Yazıklar olsun, bu borcu eda etmeden gün ışığına çıkabilenlere!...
(...) Zulüm tezgahı... Zulüm, isim: zalim ise sıfattır.Nâmütenahi ve pek ileri mânalara gelmesi mümkün olan zalim sıfatını kullanmıyoruz; tek manası olan zulüm ismini kullanıyoruz.Zulümün, en eski din, ahlâk ve mantık kitaplarında tarifi şudur:Hakkı (mavuzıaleh)ine koymamak...
(...) «Kapitali okudu veya okuyorlar diye kimsenin tevkif edildiğini duymadım, ama Mevlüt ve Risale-i Nur okunan bir topluluktan tevkifler olduğunu duydum. Şu anda, Van'da bir mevlüt toplantısından dolayı içerde bulunanlar var.İşte bu bir realitedir. Kalem bu realiteyi yazıp yazmamak arasında yapacağı seçimle kendini tartmış olacaktır. Gerçeği söylemekle söylememek arasında her kalem tartılmış olacaktır.
Kastımız tenkitten çok, gerçeği olduğu gibi ortaya koymaktır. Gerçek budur. Bundan sonrasının hesabı, üzerinde düşünülmesi, çözümlenmesi hepimize aittir.
Devlet, kanun adamı, uygulayıcılar, kanun yapıcılar, yazarlar, bilgi alanındakiler, soğukkanlılıkla artık sosyolojik bir problem haline gelmiş bu dâvanın üzerine eğilmelidirler. Peşin hükümlerden, vehimlerden, fısıltı telkinlerinden sıyrılmış olarak.
Bir an için çok değişik gibi geldiğinden çok tehlikeli sanılan düşüncelerin içine girildiğinde çok yumuşak ve güven verici oldukları görülmüştür. Tersi de doğru.
Toplumumuz bugün çok hassas bir duygu değişimi geçiriyor. Bunu birçok sosyal işaretlerden anlıyoruz. İntiharların bir hayli arttığı artık göze batacak bir hale gelmiştir. Bir toplumun geleceği için bu çok önemli bir işarettir.
Sayfa 30 - KALEM YAZMAK ZORUNDADIR — III, Diriliş Yayınları