Kitabın başlangıcı İlyiç’in ölümü sonrasında çevresindeki insanların nasıl, ölüme karşı verdikleri tepki ile başlar. Ölümün kendilerine gelme ihtimalini düşünmeden İlyiç’in makamına nasıl daha kolay geçebileceklerini düşünürler. Karısının verdiği tepki de pek iç açıcı değildir, dul aylığı almanın yolları peşindedir.
Kitabın ileriki bölümlerine gelecek olursak, zamanla İlyiç, arkadaşları tarafından pekte önemsenmediğini, maddi gelirinin ona yetmediğini, babası tarafından yok sayıldığı maddi sorunlar çektiği dönemde, eşiyle olan tartışmalarının artışı derken, işinden uzaklaşıp kafa dinlemenin daha çözüm odaklı olduğunu düşündü. Yakın bir arkadaşının yüksek bir mevkide görev almasıyla beraber, o da makam olarak yüksek yerlere geldi. Gelirin artmasıyla sorunların biteceğini düşünüp bir heyecanla yeni işine odaklandı, yeni ev, yeni oturma takımları vs. derken eşiyle olan tartışmalar azaldı, daha doğrusu kendisini tamamen işine verdi, işinde iyi olur yüksek bir gelir elde edecek olursa, çevre tarafından, ahlaki olarak daha yüksek olduğunu düşünüyordu.
Rahatsızlığının ortaya çıkmasıyla beraber hiçbir şey eskisi gibi olmamaya başladı. İlk olarak bir doktora danıştı ancak doktor tam olarak sorunu tespit edememişti, birkaç teşhis söyleyip ilaç vererek gönderdi, kullandığı ilaçlardan sonra herhangi bir iyileşme görmeyince birkaç doktora daha danıştı ancak sonuç aynıydı, ağrılar devam ediyor, doktorlar teşhis koyamıyordu. Ailesi tarafından bu hastalığı önemsenmiyor, eşi kendine zulüm olması için hasta olduğunu düşünüyor. Aile içi tartışmalar tekrar alevleniyor. İlyiç başlangıçta hastalığının kendisine zarar verdiğini düşünüyordu, daha sonra çevresine de zarar verdiğini fark eder, çevresinde hiçbir insanı örmek istemez, yapmacık davranışlar sergilediklerini düşündüğünden ve onlara