Evet, şöyle müzeyyen bir kâinatın, öyle mukaddes bir Sâni'ine böyle bir Resul-i Ekrem, ışık şemse lüzumu derecesinde elzemdir.
Sayfa 35 - rnk
Alıntı
Çünkü insan bilmediği ve yetişmediği şeye düşmandır.
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Reklam
Risale-i Nur’un Haşir Risalesi adlı eserinin On İkinci Hakikatinde bu mevzu şöyle izah edilmiştir: “Hiç mümkün müdür ki: Bütün enbiya mu'cizelerine istinad ederek sözünü teyid ettikleri ve bütün evliya keşf ü kerametlerine istinad edip davasını tasdîk ettikleri ve bütün asfiya tahkikatına istinad ederek hakkaniyetine şehadet ettikleri Resûl-i Ekrem SallEllahü Aleyhi ve Sellem'in tahakkuk etmiş bin mu'cizatının kuvvetine istinad edip bütün kuvvetiyle, hem kırk vecihle mu'cize olan Kur'an-ı Hakîm binler âyât-ı kat'iyyesine istinad ederek, bütün kat'iyyetle açtıkları âhiret yolunu ve küşad ettikleri Cennet kapısını, sinek kanadı kadar kuvveti bulunmayan vâhî vehimler, ne haddi var ki kapatabilsin! Geçen hakîkatlardan anlaşıldı ki; haşir mes'elesi öyle râsih bir hakîkattır ki, Küre-i Arzı yerinden kaldıracak, kırıp atacak bir kuvvet o hakîkatı sarsamaz. Zira o hakîkatı Cenab-ı Hak bütün esma ve sıfâtının iktizası ile tesbît ediyor ve Resûl-i Ekrem'i bütün mu'cizat ve berahiniyle tasdîk ediyor ve Kur'an-ı Hakîm bütün hakaik ve âyâtıyla onu isbat ediyor ve şu kâinat bütün âyât-ı tekvînîye ve şuunat-ı hakîmanesi ile şehadet ediyor. Acaba hiç mümkün müdür ki; haşir mes'elesinde Vâcib-ül Vücûd ile bütün mevcûdât -kâfirler müstesna olarak- ittifak etmiş olsun, kıl kadar kuvveti olmayan şübheler, şeytanî vesveseler o dağ gibi hakîkat-ı râsiha-i âliyeyi sarssın, yerinden kaldırsın? Hâşâ ve kellâ!”
Mesela, aklın bir hizmetkârı ve tasvircisi olan kuvve-i hayaliyeye denirse ki:"Sana bir milyon sene ömür ile saltanat-ı dünya verilecek fakat âhirde mutlaka hiç olacaksın."Tevehhüm aldatmamak, nefis karışmamak şartıyla"oh" yerine"ah"diyecek de teessüf edecek. Demek en büyük fâni, en küçük bir alet ve cihazat-ı insaniyeyi doyuramıyor. İşte bu istidattandır ki insanın ebede uzanmış emelleri ve kâinatı ihata etmiş efkârları ve ebedî saadetlerinin envaına yayılmış arzular gösterir ki bu insan ebed için halk edilmiş ve ebede gidecektir. Bu dünya ona bir misafirhanedir ve ahiretine bir İntizar salonudur.
Sayfa 92·Kitabı okudu
Madem dünya var. Ve dünya içinde bu âsârıyla Hikmet ve inayet ve rahmet ve adalet var. Elbette dünyanın vücudu gibi kat,i olarak âhiret de var. Madem dünyada her şey bir cihette o âleme bakıyor. Demek oraya gidiliyor. Âhireti inkar etmek, dünya ve mâfîhayı inkâr etmek demektir. Demek, ecel ve kabir insanı beklediği gibi cennet ve cehennem de insanı bekliyor ve gözlüyor.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Demek, şu mevcudat ve şuunat ile ve dünyaya ait gayeleri ortasında bu derece nispetsizlik, kat'iyen şehadet eder ki bu mevcudatın yüzleri âlem-i manaya müteveccihtir, münasip meyveleri orada veriyor ve gözleri esma-i kutsiyeye dikkat ediyorlar, gayeleri o âleme bakıyor. Ve özleri dünya toprağı altında, sümbülleri âlem-i misalde inkişaf ediyor. İnsan, istidadı nispetinde burada ekiyor ve ekliyor, âhirette mahsul alıyor.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Reklam
Reklam