Hayat kıyıları ilk önce neşeli ve yeşilliklerle örtülü görünür.Hava misk gibi kokar, kuşlar çalıların arasında öter,söğüt ağaçlarının arkasında yükselen güneş de günün pırıltılı olacağını müjdeler. Geminiz suyun üstünde yüzerken istikbalden emin olduğunuz için, ağır gitmesine sinirlenirsiniz.
Ruhunuz, vücudunuz öylesine rahattır ki, yaşamaktan büyük zevk duyarsınız.
Fakat sizden evvel sahile çıkanlar uzaktan haykırırlar.Sesleri de etrafınızı saran ahengi bozar.
«Hislerinizi teshir eden bu eğlenceye kendinizi kaptırmayın.Bu bir seraptan ibarettir, her şey bir anda silinebilir.>>Sizden evvel nehrin üstünde gezenlerin artık kıyılarda sararmış otlardan başka bir şeyleri kalmamıştır. Kurumuş çam dalları, ancak zorlukla akabilen sular, fena kokular yayan bataklıklar. . .
Onlar da nehri yukarı doğru çıkmak isterler ama ,artık kuvvetleri kalmamıştır. O güzel kıyıların
kaybolduğunu, yer değiştirdiklerini sanırlar. Hayır. Vaziyet büsbütün başkadır. Oraları hep aynı yerlerdir ama,değişen insanlardır. Onlardan sonra gelecekler de o yerleri kendilerinden sonra geleceklere bırakacaklardır.
Hayat bölgelere,ümitlere, neşeye, kedere, bölünmüştür. Ne kadar kuvvetli olursanız olun, hayat sizi bu bölgelerin arasından sürükleyecek, sizden evvelkilerin geçtikleri yerlerden siz de geçeceksiniz. Bakışlarınızı bir fidana dikmek, bir çiçeği koklamak isteyeceksiniz, ama buna imkan bulunmaz .An sizi sürüklediği için, durmadan yürümeniz lazım gelir.
Zevkler baki kalır, kaçan sizsiniz. Ağaçların manzarasından,çiçeklerin kokusundan, kuşların ötmesinden başkaları da bir an için istifade edecekler, sizin gibi onlar da geçip gideceklerdir.
IHLAMURLAR ALTINDA 335