"Japonya, gelir dağılımı bakımından sadece Danimarka ve İsveç'in ardından dünyanın en eşitlikçi üçüncü ulusudur. Bu kısmen Japon devletinin okul politikalarından kaynaklanmaktadır: Sosyoekonomik açıdan dezavantajlı yerlerdeki okullarda zengin okullara göre daha küçük sınıflar bulunur (öğretmen başına düşen öğrenci miktarı azalır) ve bu sayede yoksul yurttaşların çocuklarına diğerlerine yetişme şansı verilmiş olur. Japonya'da sosyal statü, veraset ve aile bağlarına değil eğitime dayalıdır."
"Bir kalbi temelinden sarsmak için kader her zaman sillesini vurmaya, sertçe müdahale gücüne gerek duymaz; aksine, asıl sudan sebeplerden yıkım üretmek onun zapt edilemez yaratma hevesini kamçılar. Biz bu ilk hafif temasa kendi karanlık insan dilimizde vesile der ve onun ufacık boyutlarını genelde muazzam bir etki yaratan gücüyle karşılaştırıp şaşırırız; ancak nasıl ki teşhis hastalık sürecinin çok küçük bir parçasıysa, gün yüzüne çıkan ve olay olarak nitelenebilecek kısmı da insan kaderinin çok küçük bir parçasıdır. Kader daima, dışarıdan ruha temas etmeden çok önce zihinde ve bedende hüküm sürmeye başlar. Kendini idrak etmek kendini savunmaktır; ve çoğu zaman boşunadır."
Üç beş teoloji kitabı okuyarak teolog, felsefeye giriş kitabı okuyarak felsefeci, tarih kitabı okuyarak tarihçi, astroloji okuyarak astrolog, bilim kitabı okuyarak bilim insanı ... olamazsınız ancak Herbokolog olabilirsiniz.
Ev yapa yapa mimar, kitara çala çala kitaracı oluruz demiş Aristoteles. Fiziksel becerilere sahip olabilmek için ciddi bir tecrübe gerekirken zihinsel birikimler için de elbet bir o kadar tecrübe gereklidir. Oysa yazarımız, birçok farklı alanda okuduğu üç beş kitapla alanın uzmanları gibi konuşmuş. Bu yetmemiş bir de o alanların gedikli yazarlarını eleştirmiş. Mesela, alanın uzmanları bile bugün Spinoza'nın Etika'sını açıklarken temkinli davranırken yazarımız fütursuzca Spinoza'nın bazı fikirlerini eleştirmiştir. Elbet Spinoza'nın dile getirdiği her düşüncesi doğru değildir ancak eleştiren de biraz mürekkep yalamış olmalı.
Kitabı okuyacak genç arkadaşlar, kitapta anlatılanların doğruluğuna kapılmadan ve bir yargıya varmadan önce konuları iyi araştırmış olmaları gerek. Aksi taktirde onlar da yazar gibi kendilerini dünyanın sırrına vakıf olmuş gibi görebilirler ve yazarın fikirlerini benimseyip savunabilirler. Elbet dile getirdiği her düşünce yanlış değil lakin eleştirdiği her şey de doğru değil. Dilin kemiği olmaya bilir ama bir ölçüsü olmalı. Vesselam