Ayşe kendi dünyasındaydı ısrarla;
"Biliyorum çevrende çok güzel kadınlar var ama onların hiçbiri benim sevdiğim kadar seni sevemez."
Ali de mırıldanıyordu;
"Bir kadın seni seviyorsa, yanında kedi bile sevemezsin, hiçbir sevgi bir kadının sevgisine rakip olamaz, ben nerede hata yaptım, ben nerede hata yaptım, Ayşe'yi öldürecek ne yaptım?"
“Bir sürü insan ölmemi istiyor. Her gün arkamı kollayarak, böyle bir şeyin olmasını bekleyerek yaşadım. Ben sadece yaşamak istiyorum. Sakin bir hayat belki iyi bir şeyler yapmak. İyi olmadığımı biliyorum, değilim. Sal Singh için söylediğim şeyler, ailesine davranış şeklim. Tüm bunlar burada, yaşadığım yerde olurken, Sal’ın yaptığı şeye, yaptığını düşündüğüm şeye baktım ve babamı gördüm. Onun gibi bir canavar gördüm. Ve bilmiyorum ama bana telafi etmek için bir fırsat gibi göründü. Yanılmışım, korkunç bir hata yaptım. Bunun bir mazeret olmadığını biliyorum ama etrafımda iyi insanlarla iyi bir yerde büyümedim. Öğrendiklerimi onlardan öğrendim ve şimdi tüm bunları unutmaya çalışıyorum: o görüşleri, o fikirleri. Daha iyi biri olmaya çalışıyorum. Çünkü en kötüsü babam gibi olmak. Ama insanlar benim tam da ona benzediğimi düşünüyor ve ben hep haklı olmalarından korktum.”
Ne zaman hatamıza gerekçe üretirsek bilelim ki şeytanın yolundayız. Yaptığımız her şey için, her zaman bir gerekçe vardır. Savunma mekanizmaları sürekli gerekçe üretir. Peki, Hz. Adem hata ettiği zaman ne yaptı? "Ya Rabbi ben hata ettim, yanlış yaptım." dedi, özür diledi. Adem'le İblis arasındaki temel farkı budur.
Bir nefes, bir sessizlik, ardından fısıltı gibi gelen cümlelerle kalbim sız-ladı. "Belki bu hayatta çok hata yaptım ama seni sevmek en doğru şeydi. Bir gün gelir de yollarımız ayırılırsa... Her şeyden şüphe et ama sevgimden etme. Çünkü ben seni hep sevdim, hep seveceğim. Özür dilerim... Sana bunları yaşattığım için, sustuklarım için... Özür dilerim."