HİTİT GÜNEŞİ nedir? ne değildir?
Ankara’da Sağlık Bakanlığı’nın karşısına, Sıhhiye Alanı’na zamanın belediye başkanı Vedat Dalokay tarafından dikilen ve “Hitit Güneşi” adı ile sunulan anıt, hiçbir Hitit yapıtına dayanmamakta, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin zengin kültür hazineleri arasında yer alan HATTİ UYGARLIĞI ’nın en değerli buluntularından sayılan bir mezar hediyesinden esinlenerek hazırlanmıştır ( Sedat Alp, Hitit Güneşi, 3.basım, Tubitak Yayınları, 2002, s.3 ).
Ord.Prof. Ekrem AKURGAL, Anadolu Kültür Tarihi kitabı ( Tübitak Yayını, 1997 ) s.28’nde " 1935 yılında başlatılan Alaca kazılarında elde edilen sanat eserleri, Schiliemann'ın Troia'da bulduğu altın kapları nicelik ve nitelik bakımından gölgede bıraktı ve böylece Orta Tunç Çağı Anadolu'sunu dünya arkeoloji literatüründe ön sıraya geçirdi." demektedir.
HATTİ UYGARLIĞI ( MÖ 2500-2000 / 1700 )
Anadolu Yarımadası’nın bugün için bilinen en eski adı “Hatti Ülkesi” idi. İlk defa Mezopotamya yazılı kaynaklarında Akkad sülalesi döneminde ( MÖ 2350- 2150 ) kullanılan bu adlandırma, MÖ 7.yy Assur yıllıklarında görüldüğü üzere, 630 tarihlerine değin süregelmiştir. Anadolu, en aşağı 1500 yıl boyunca Hatti ülkesi olarak tanınmıştır.
MÖ 2200 tarihlerinden itibaren Anadolu’yu istila eden Hind-Avrupalı Hititler bile yeni yurtlarından söz ederken Hatti Ülkesi deyimini kullanmışlardır. Hattuşa ( Boğazköy ) tabletlerini ilk okuyan filologlar hep bu tabire rastladıkları için, bambaşka bir dil konuşan bu yeni kavme de Hatti adını taktılar. Daha sonra bu tabletlerden öğrenildiğine göre söz konusu Hind-Avrupalı bu kavim kendilerini Nesice konuşan NESİLİLER olarak tanımlıyorlardı. Hitit biçimindeki adlandırma Eskiçağ tarihi çevrelerinde yayıldığı için değiştirilmesi güç olurdu. Kendilerini