“Siyasette hangi fikir olursa olsun mutlaka ekonomik sorunları çözmekle başlanması gerektiğini, hangi siyasi reform yapılacaksa yapılsın bunların samimiyetle uygulanmasının şart olduğunu düşünüyorum. Fakat bizim siyasetçilerimizin arasında ekonomiden anlayan tek bir kişi bile yoktur. Samimi olan tek bir kişi de yoktur. Onlara göre siyaset bir tür oyundur. Biri diğerini atlatır, diğeri bir başkasını sıkıştırır böylece herkes siyaset konuşur ama ortada bir siyaset yoktur. Herkes ekonomi konuşur ama çiftçiler ve işçiler tamamen iflas etmiştir.
Bu şartlar altında bir kişi, örneğin ben, bilgi ve karakteri siyasetin temeli yapmak istersem bana sahtekâr derler! Eğer beni sahtekârlıkla suçlamazlarsa o zaman kendilerinin hatalı olduğunu kabul etmek zorunda kalırlar. Kendi hatalarını kabul etmek aslında bir tür yapıcı eleştiridir ama bunu anlayan hiç kimse yok! Çok uzun yıllar önce siyasetin çöküşü, ekonomik sistemin kötü olmasının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Şimdi artık ekonomi sorunundan bahsetmek imkânsızdır.”