Hatice Aktepe

Hatice Aktepe

, bir kitap okudu
Puan vermedi·49 syf.·
2025 14. kitabı
Alihan Çetiner
9/10 · 4 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Küçük Şeylere Büyüteç Tutmak
Puan vermedi·132 syf.··
2025 11. kitabı
Rigotti’yle Gündeliğe Dönmek Francesca Rigotti’nin Küçük Şeylerin Felsefesi’ni okurken kendimi sürekli evdeki en basit nesnelere bakarken buldum. Ütü masasına, klavyeye, makarna süzgecine vs. Çünkü kitap insana şunu fark ettiriyor: Hayat büyük meselelerden çok, küçük şeylerin sessizliğiyle kuruluyor. Adorno’dan yaptığı bir alıntıda diyor ki, büyük konuların peşine düşen düşünür, “köpeğin ilkeli davranışına benzer; zira köpek kokuların yoğun olduğu yerde durup hareket edemez.” (s. 77) Bunu okuyunca istemsizce güldüm; çünkü hepimiz bazen o “kokuya tutulmuş köpek” gibi davranmıyor muyuz? Siyaset, toplum, krizler, büyük tartışmalar… Hepsi önemli, ama hepsine aynı anda bakmaya çalışırken günün içindeki küçük ayrıntıları kaçırıyoruz. Rigotti tam da bu kaçırdıklarımızla ilgileniyor. Başka bir bölümde şöyle diyor: “Bu dünya gündelik hayatın tuvalidir.” (s. 78) Bu cümleyi okuduğumdan beri tuval fikri aklımdan çıkmıyor. Mutfakta kaynayan çorba, masanın üzerindeki gölge, klavyenin üzerindeki parmak izi… Hepsi tuvaldeki birer fırça darbesi aslında. Kitapta sık sık adı geçen Vilém Flusser’in şu sözünü de çok sevdim: “Büyük bir kepçe ve kaynayan çorba: İşte dünyanın yaratılış hikâyesinin tamamı budur.” (s. 74) Bu kadar gündelik bir şeyden böyle büyük bir düşünce çıkması bana iyi geldi. Sanki her nesne “beni fark et” diye fısıldıyor. En çok etkilendiğim bölümlerden biri ise Rigotti’nin göç deneyiminden bahsettiği kısımdı. “Benim durumumda da bir nevi ‘göçmen özgürlüğü’ olup olmadığını kendime sormadan edemedim.” (s. 76) Küçük şeylere yönelişin sadece teorik değil, kişisel bir özgürleşme olduğunu hissettim burada. İnsan bazen kendi hayatındaki büyük yüklerden kaçmak için bile küçük şeylere sığınıyor. Sonuç olarak kitapta bahsedilen gündelik hayatın küçük ayrıntıları, düşüncenin en
Küçük Şeylerin FelsefesiFrancesca Rigotti · Notos Kitap · 202184 okunma
Ada, Deniz ve Vicdan
Puan vermedi·208 syf.··
2025 10. kitabı
Okurken, sayfaları tuz ve yosun kokan, dalyan direklerinin gıcırtısını duyduğunuz bir kitap düşünün. Ama daha ilk bölümlerden itibaren fark ediliyor, bu bir ada hikâyesinden çok daha fazlası. Aslında insanın doğayla ve kendi vicdanıyla imtihanı. Kitapta serçelere dair şu cümlede biraz durup düşündüm “Göçücü değildir onlar (serçeler). Kalıcılara özgü yorgunluk akar tüylerinden.” Çok kısa bir cümle, ama anlamı derin. İnsana kendi yorgunluklarını, hep kalmaya, hep tutunmaya çalışırken üzerine sinen ağırlığı düşündürdü. Romanın adıyla özdeşleşen Deli İbram, kitabın kalbi gibi. Herkesin sustuğu yerde konuşan, alaya alınsa da doğruyu söyleyen biri. Onun dünyaya bakışı şu sözlerle özetleniyor: “Deli İbram'a göre, bu hayatın iyi şeyleri yani toprak ve deniz, bir de hayvanlar dünyayı kıvançla doldurmuş. Ama kötü şeyler de -yani insan gibi, gidişken otu gibi- dünyaya adadan yayılmış.” İnsan kötülüğünü bu kadar yalın söylemek, deliliğin mi bilgeliğin mi eseri bilinmez. Ama İbram’ın sesi, roman boyunca adanın vicdanı gibi dolaşıyor. Eczacı Süleyman'ın temsil ettiği kötülüğü çok farklı bir yönüyle anlatışı, farklı bağlamlarda bu konuyu düşünmeye sevk etti beni. Onun kötülüğü bireysel bir öfke ya da hırs değil; daha derin, daha yapısal. Roman bir yerde şöyle der: “Süleyman’ın eli her yere uzanıyordu, ama o eli besleyen kolu kimse görmek istemedi.” Biz de hayatımızda kimi kötülükleri sadece görünen yüzüyle sınırlayıp, arkasındaki “kolu” görmezden gelmiyor muyuz? Kitabın dilindeki sadelik de kayda değer bir yönü. Osman’ın doğumunu anlatırken “Bir bebek doğdu. Sanki ada derin bir nefes alıp verdi.” cümlesini yazıyor. Kısacık bir cümle, ama içinde koca bir ada, bir topluluk, hatta bir gelecek var. Yazar hiçbir süsleme yapmıyor, ama o nefesi insanın ta içine duyuruyor. Ve belki de
Roman
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,857 okunma
Zaman kesindir. Geri döndürülemez, tamir edilemez, her şeyden ve herkesten bağımsız halde sadece kendinde bir akışla dünyaya açar kendini
Sayfa 147 - Can·Kitabı okudu