Gnostik kendisini dünyada bir sürgün olarak, bir mezar ve bir hapishane olarak tanımladığı kendi bedeninin bir kurbanı olarak değerlendirir. Dünyaya fırlatılıp atılmıştır ve oradan bir çıkış yolu bulmak zorundadır. Var oluş bir hastalıktır ve biz bunu biliriz.
Karanlıkta yolunu bulmaya çalışırken bir şimşek gibi ansızın beliren görülerle gözü kamaşan ikinci yüz yıl insanında, anlaşılması olanaksız bir dünyada kendi rolüne ilişkin nevrotik bir bilinç gelişmiştir. Hakikat gizlidir; simge ve muammalarla ilgili herhangi bir sorgulama asla nihai hakikati açığa çıkarmayacak, yalnızca gizi bir başka yere kaydıracaktır. İnsanın durumu buysa, o zaman bundan şu anlam çıkar: Dünya bir hatanın ürünüdür.