Uzağında ya da yakınında olduğumuz, meşruiyeti tartışılır ya da tartışılmaz; evlilik, cinsellik, kadın, aşk temalarının, duygusal yansımalarının çok ustalıkla işlenmiş olduğu karakterler var kitapta. Ben okurken, yadırgayacağım birçok yaşantının duygusal boyutlarını, -bunu meşru göstermeye çalışmadan- olduğu gibi aktarabilen çok az insan tanıdım. İnci Aral bunlardan biridir gözümde. 2001 Yunus Nadi Öykü Ödülüne layık bulunması bana göre tesadüf değil. Anlatımıyla alıp götüren akıcı bir kitap.
"Bu iğdiş edilmiş umutların, sonu gelmiş başlangıçların, gaflar ve yenilgilerin faili meçhulleri kimdir? Bu asılsız zamanlarda başka nasıl yaşanır? Doğu ne yanda? Ya kuzey? Öyle mi? Peki, kim bu son model saçmalık ve şaşkınlıkların yapımcısı? Sorularımı üst üste yığıyorum, verilmemiş yanıtlar bekliyorum."
"Burada hiçbir zaman yeterince konuşulamaz. Çünkü gece ünlemlerle, sorularla doludur. Ağızlardan çıkan her sözcük çabucak saçmalığa dönüşür ve bütün sorular ölü yapraklar gibi yerlere dökülür."
Hiçbir karşılaşmanın yaralarımı saramayacağını biliyorum ama artık. Yok hayır, ölümü düşünmüyorum, yaşamayı beceremeyenlerin intiharları da bir işe yaramaz.