Eğer biri yirmi iki yaşında bir insanla tanıştığında onu o haliyle sabitleyip hep aynı kişi olarak kalmasını bekliyorsa şüphesiz bu, gerçekliğe uymaz. Kişi, karşısındakinin değişmemesini isteyip yatırımını ona göre yaparsa sonrasında kafasını taşlara vurur.
Acı hissetmenin senin için de mümkün olduğunu, acıyı kontrol edemediğini anladığın zaman olan buydu. Savunmasızlaşıyordun. Sevgi, acı ihtimalinden doğuyordu çünkü.
Dünya tuhaf bir yerdi. İlk başta her yer tuhaf görünebilir tabiii, ama burası evrendeki en tuhaf yer olmalıydı. Benzerlikler yakalamaya çalıştım. Burada da her şeyin atomlardan oluştuğunu ve bu atomların da diğer bütün atomlar gibi çalıştığını söyledim kendime. Onlar da aralarında mesafe varsa birbirlerine yaklaşıyor, mesafe yoksa birbirlerini itiyor olmalıydılar. Evrenin en temel yasasıyla bu ve her şey için geçerliydi, bu tuhaf gezegen için bile. Evrenin neresinde olursanız olun küçük şeylerin her zaman tastamam aynı olduğunu hatırlamak içimi rahatlattı. Çekme ve itme. Eğer benzerlik yerine fark görüyorsanız, yeterince yakından bakmıyorsunuz demektir.
...Peçesini indirmeden önce iyice yukarı doğru kaldırdı ve öyle bir bakış serdi ki gözler önüne, Ömer o bakışı tutmak, içine çekmek, hiç bırakmamak istedi. Kalabalığın farkına bile varmadığı kısacık bir an, aşık içinse bir sonsuzluktu bu. Zamanın iki yüzü var, dedi kendi kendine Hayyam, iki boyutu; uzunluğunu güneşin seyri belirliyor, kalınlığının ise tutkular.