Hayatınızda hiçbir insanı sizin yanlışınızı doğrunuzu göremeyecek kadar kör edebilmeyi başardınız mı? Aslında düşününce pek zor gelmiyor kulağa. Karşınızdakine hangi vaatleri verdiğinize bağlı. Her şey onun yumuşak karnını bulup yolu ona göre şekillendirmekle alakalı.
Peki koskoca bir toplumun gözlerini kör edebilmeyi başarabilir misiniz? Öyle bir efsun düşünün ki insanlar sizin onlara verdiğiniz vaatlere inanmak bir yana sizin tek bir cümlenizle hayatına son verebilsin. Bu haddinden fazla felaket ve yıkıcı bir güç.
Bu gücün sahibi İsmaili öğretisinin başı, Büyük Selçuklu devletinin en önemli veziri Nizamülmülk’ün ezeli düşmanı Hasan Sabbah.
Fedaileri tarafından peygamber olarak görülen Hasan Sabbah aslında günümüzde durdurulamaz bir canavar olarak görülen terörizmin kurucusudur. Kitapta Hasan Sabbah’ın çok ince bir zekâya sahip olduğunu göreceksiniz. Zekâ bile ehlinde olmayınca ziyan oluyor. Kitabın sonlarına doğru hikâyenin bende bıraktığı etki buydu.
Haşhaşiliğin kurucusu Hasan Sabbah zekâsını bir intikama adadı, intikamını aldı. Büyük Selçuklu’yu zehirli bir kurt gibi içten kemire kemire yıkılmaya yüz tutmuş bir devlet haline getirdi. Evet tarihe geçti, ama nasıl geçti.