Hatibe Atak

Hatibe Atak
@hatibeeeee
Puan vermedi·510 syf.··
2024 15. kitabı
Hayatınızda hiçbir insanı sizin yanlışınızı doğrunuzu göremeyecek kadar kör edebilmeyi başardınız mı? Aslında düşününce pek zor gelmiyor kulağa. Karşınızdakine hangi vaatleri verdiğinize bağlı. Her şey onun yumuşak karnını bulup yolu ona göre şekillendirmekle alakalı. Peki koskoca bir toplumun gözlerini kör edebilmeyi başarabilir misiniz? Öyle bir efsun düşünün ki insanlar sizin onlara verdiğiniz vaatlere inanmak bir yana sizin tek bir cümlenizle hayatına son verebilsin. Bu haddinden fazla felaket ve yıkıcı bir güç. Bu gücün sahibi İsmaili öğretisinin başı, Büyük Selçuklu devletinin en önemli veziri Nizamülmülk’ün ezeli düşmanı Hasan Sabbah. Fedaileri tarafından peygamber olarak görülen Hasan Sabbah aslında günümüzde durdurulamaz bir canavar olarak görülen terörizmin kurucusudur. Kitapta Hasan Sabbah’ın çok ince bir zekâya sahip olduğunu göreceksiniz. Zekâ bile ehlinde olmayınca ziyan oluyor. Kitabın sonlarına doğru hikâyenin bende bıraktığı etki buydu. Haşhaşiliğin kurucusu Hasan Sabbah zekâsını bir intikama adadı, intikamını aldı. Büyük Selçuklu’yu zehirli bir kurt gibi içten kemire kemire yıkılmaya yüz tutmuş bir devlet haline getirdi. Evet tarihe geçti, ama nasıl geçti.
Fedailerin Kalesi AlamutVladimir Bartol · Koridor Yayıncılık · 201250bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·177 syf.··
2024 9. kitabı
Bildiğimiz üzere insanı evrendeki diğer bütün varlıklardan ayıran yani onun eşref-i mahlukât olarak tanımlanmasına sebebiyet veren özelliği ayırt etme gücüne sahip olması veya iradesinin olmasıdır. Fakat belli bir iradeye sahip olmak her zaman onu kullanabildiğimiz anlamını taşımaz. Belli bazı durumlarda insanlar kendi iradesini yok saymakta ve hayatına doğrudan etki etmesi muhtemel kararlarını bu şekilde alabilmektedir. Aleksey İvanoviç de iradesini hayatının belli bir döneminde yok saymış ve gayet düzenli olan hayatını kısa sürede mahvederek mevcut şartların getirmiş olduğu zorluklarla yaşamıştır. Karakterimiziin iradesini yok saydığı iki tutkusu vardı; Birincisi tabi ki de aşk, ikincisi ise kumar. Bu ikisi zaten hâli hazırda her şeyi alt üst etmek için gayet yeterli iken Aleksey İvanoviç’in hayatında güçlerini birleştirerek var oldular. Polina’nın yani hikâyemizin aşk kısmını üstlenen hanımefendinin zor bir durumda kalması üzerine Aleksey İvanoviç onu kurtarmak adına kumara başvurur. Fakat her ne yaparsa yapsın o aşkı elde edemez. Kumarın onu şuursuzlaştırması bir yana bana göre kendisi gerektiğinde gururunu bile bir kenara bıraktığı aşkta da kaybedince kumarı bir yara bandı gibi kullandı. Ama hem kumar hem de aşk hayatında çok derin izler bırakan bitişik iki yara olarak kaldı.
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2024 8. kitabı
Uzak gelecek mi, yakın gelecek mi? Bana sorarsanız çok da uzak bir gelecek değil. Teknolojinin hızla geliştiği, yapay zekanın , bilimin ve insanın kendi zekâsının sınırsızlığını günden güne daha çok kullandığı dünyamızda bu kitapta anlatılanların yaşanabilmesi bence çok da uzak bir gelecek değil. Hayatta sadece mutluluğun ve istikrarın önemli olduğu, bunları koruyabilmek için de ilâhi gücün bizim için hazırlamış olduğumuz senaryoya sürekli müdahale edildiğine tanık oluyoruz kitapta. Doğumdan hatta ve hatta döllenmeden başlayarak ölüme kadar olan süreçte insanların (cam şişelerin) tüm özellikleri laboratuvar ortamında kontrol altına alınmakta. Her şeyin sorunsuz ilerleyebilmesi için çok fazla çabalanıyor. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Ama okudukça iliklerinize kadar hissediyorsunuz mutluluğun bile yapay olması gerçekten hiç tat vermiyor. Bu derece kontrol altındayken mutlu olmak aslında pek bir şey ifade etmiyor. Kendinizi mazoşist gibi hissedebilirsiniz ama acı çekmeden gelen mutluluktan veya istikrardan hoşnut kalmadığınızı fark edeceksiniz. Yapaylıktan sıkılıp organik duygulara kapınızı açacaksınız.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,3bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2024 6. kitabı
Herkesin kendi çabalarıyla var olma mücadelesi gösterdiği hayatta herkesin bu kadar şanslı olamadığını, kimilerinin nihai amacına ulaşamadığını gözler önüne seren aslında belki de birkaç defa okuyunca anlayabileceğimiz bir kitap Anayurt Oteli. Bu var olma mücadelesi Zebercet karakteriyle aktarılıyor okuyucuya. Ömrü boyunca birileri tarafından fark edilmeyi, değer görmeyi, belki de nefret edilecek kadar da olsa insanlar tarafından hiç değilse bir şey ifade etmeyi beklemiş, bekledikçe daha çok kabuğuna çekilmiş, tüm hayatını bir otelde çalışarak geçirmiş, otel hem evi hem işi olmuş. Aslında otel ona hem ev hem iş olmuş ama aynı zamanda kendi sonunu hazırladığı, yıllarca sığınak olarak gördüğü fakat esasında insan olmaya dair tüm duygularının zincire vurulduğu bir hapishaneden öteye gitmemiş onun için . Hapishanenin her parmaklığı, zincirin her halkası geçmişinden kalma yok sayılmışlıkları , adam yerine konulmamazlıkları ve değersiz hissettiği birçok andan ibaretti. Zincirlerini kırmak için en ufak bir umut ışığı gördüğünde ise tüm bu birikmişlikler onu daha da buhrana sürükler hale geldi ve o her yaşadığını anlamaya çalıştığımız Zebercet karakterini maalesef karanlık tarafa sürükledi.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337,1bin okunma
Puan vermedi
İnsanlık olarak her zaman kendi doğrularımızı savunur farklı bir fikirle karşı karşıya kalınca afallarız. Özellikle adalet ve hukuk konusunda hep belirli kalıplar içerisinde kalırız veya kendi vicdanımızı rahatlatarak alanın sınırlarından dışarı çıkmamayı tercih ederiz. Suç , suçtur ; ceza, cezadır. Bir suç işlendiyse cezasız kalmamalıdır. İşlenen suçun perde arkasını görmeyi pek tercih etmeyiz. Çünkü hak vermekten korkarız. Her insanın içinde suça meyilli bir yapı vardır. Uygun koşullar oluştuğunda her insan suç işleyebilir .Kitabımızın kahramanı Raskolnikov için uygun koşullar sağlanmış mıydı bilemeyiz. Kendine göre haklı gerekçeleri vardı tabii. insanlara zarar veren, onları öldüren, ölmelerine sebep olan ve daha birçok suç sayılabilecek şeyi yapmayı kendine hak gören birinin daha fazla hayatta kalması Raskolnikov’u cinayete sürükleyen yolun yapı taşlarıydı. Tüm bunları yaptığı ayan beyan ortadayken hiçbir ceza almaması aksine gösterişli hayatına devam etmesi de hukuk sisteminin nasıl işlemez hâle geldiğinin kanıtı. Raskolnikov kendince aldığı cinayet kararıyla belki de değişim başlatmak istedi. Ama değişim her zaman sancılı bir süreçtir. O da bu sancılı süreçte istediği gibi güçlü kalamadı.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,4bin okunma