İlk Adımın Bereketi: Selamda Öne Geçmek
“İnsanların Allah’a en sevgili olanı, selamı ilk verendir.”
— (Tirmizî, İsti’zân, 6)
Yeryüzünde yürürken her an bir yarışın içindeyiz; ama bu yarış mal ya da makam yarışı değil, hayırda öne geçme yarışıdır.
Bir karşılaşma anında selamı ilk veren kimse, aslında Allah'ın rahmetini, mağfiretini ve esenliğini talep etme hususunda acele etmiş, o ilahi ikramı herkesten önce arzulamış olur.
İşte bu hayırlı başlangıç, kulun niyetindeki samimiyetin ilk nişanesidir.
Karşısındakine barış ve emniyet dileklerini ilk sunan gönül, Allah katında ayrı bir değere bürünür. Çünkü Selâm, aynı zamanda Allah Teâlâ'nın yüce isimlerinden biridir; "esenlik veren, tehlikelerden selamete çıkaran" demektir.
Dolayısıyla birine ilk selamı vermek, sadece insani bir nezaket değil, adımların bastığı yerde O’nun güzel ismini zikretmek, o toprağa ilahi emniyeti ekmektir.
O Ebedî Sevgili’nin ismiyle başlayan her kelam, sahibini O’nun sevgisine daha layık kılar.
Mânen bakıldığında ise selam, ruhun turnusol kağıdıdır. Kibirli insan, her zaman upuzun bir ihtişam beklentisi içindedir; adeta görünmez bir tahtta oturur ve ilk selamın hep kendisine verilmesini bekler.
Oysa tevazu sahibi olanlar, kalbini yeryüzüyle eşitleyenlerdir. Onlar kibir kalesini ilk selamı vererek yıkarlar.
Selamda öne geçmek; "Ben senden üstün değilim, sana ancak esenlik dilerim" demenin sessiz ve en asil yoludur.
___ /Güven Taşdemir