Olmak, sözcüklerle tanımlanıp anlatılamaz. O, ancak yaşanılan ve içte hissedilen bir özellik, bir süreç, bir canlılıktır. Sahip Olmak ya da Olmak Erich Fromm Semanur Betül Demir Semanur Betül Demir İnsanoğlunun içerisindeki kötülük, kafanın tembelliğinden doğar. Vadim O Kadar Yeşildi ki Richard Llewellyn Eniz ☭Eniz ☭ Ne yaptın da aşık ettin beni kendine. Bilmem, sadece sevdim seni. Alıntı Martin Eden Jack London Cevat Dönmez Cevat Dönmez “ Aşk,aklın üzerindeydi…” Jack London Eşlerini öldüren tek canlı türü insandır. Adem'den Önce Jack London "Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."
1000Kitap
Hz. Muhammed'in ailesindeki bazı kadınlar
🤍 Halaları: ♡ Safiyye bint Abdülmuttalib: Peygamber’in halası. Oğlu Zübeyr’i cesur yetiştirmiş, Bedir ve Uhud’ da Müslümanlara moral vermiştir. Cesaretiyle “savaşçı anne” olarak anılır. ♡ Âtike bint Abdülmuttalib: Müslüman olmuş, Mekke’de İslam’ın yayılışında Peygamber’e destek vermiştir. ♡ Ervâ bint Abdülmuttalib: Müslüman olmuş, ailesiyle birlikte Peygamber’in mücadelesine katkı sağlamıştır. 🖤 Teyzeleri: - Ferîda ve Fahita: Peygamber’in peygamberliğinden önce vefat etmişlerdir, bu yüzden İslam mücadelesinde doğrudan rol almamışlardır. ●○● Önüme bir video düşmüştü. Kısıtlanmış ve biraz örtülü durduğunu düşündüm: Geriye dönünce daha çok aklıma dedesi, amcası, damatları vs. geldi. O kadar halası olduğunu da teyzesi olduğunu da yeni öğrendim galiba. Tarihte ve günümüze dek sadece erkekler yaşamış ve yaşıyor gibi davranıldığından kadınlarla ilgili bir şeyler bulabilmek için illa eşelemek gerekiyor. Özellikle tarihte, yok dinde, en çok bilimde vs. aaa meğersem her şeyde. (: Kadına yıkılan roller mi yoksa erkeklerin hayali kadın figürü mü tam bilemem ama görüldüğü üzere her yerde sekteye uğramış. Özellikle kadına çoğunlukla "ev hanımı" gözüyle bakan İslamda kadınların her alanda aktiflik göstermesi onların bir hayli canını sıkmıştır. Hoş, dini öğretirken o tarz güçlü ve aktif olanları ya es geçiyorlar ya da pasif gösteriyorlar: Okumayın, meslek sahibi olmayın, erken evlenin, ilk ailenizden sonra kocanızdan ibaret olun. Onlar gözüne perde indirmesin ama siz örtülü giyinin. İlişkiler de eş ve eş olarak değil, sahip ve sözünden çıkmaması gereken hayvan üzerine kuruluyor. Şiddet güzellemesi yapılıyor ahlak ve edep güzellemesi değil, boşanma pek önerilmediğinden o aşamada dahi boşanma yerine o evden kefenle çıkma normal görülüyor. Bedensel, ruhsal ve duygusal refaha önem
Din
Reklam
Onun sevgisi ile rızıklandım.
Alıntı
İlk Adımın Bereketi: Selamda Öne Geçmek ​“İnsanların Allah’a en sevgili olanı, selamı ilk verendir.” — (Tirmizî, İsti’zân, 6) ​Yeryüzünde yürürken her an bir yarışın içindeyiz; ama bu yarış mal ya da makam yarışı değil, hayırda öne geçme yarışıdır. Bir karşılaşma anında selamı ilk veren kimse, aslında Allah'ın rahmetini, mağfiretini ve esenliğini talep etme hususunda acele etmiş, o ilahi ikramı herkesten önce arzulamış olur. İşte bu hayırlı başlangıç, kulun niyetindeki samimiyetin ilk nişanesidir. ​Karşısındakine barış ve emniyet dileklerini ilk sunan gönül, Allah katında ayrı bir değere bürünür. Çünkü Selâm, aynı zamanda Allah Teâlâ'nın yüce isimlerinden biridir; "esenlik veren, tehlikelerden selamete çıkaran" demektir. Dolayısıyla birine ilk selamı vermek, sadece insani bir nezaket değil, adımların bastığı yerde O’nun güzel ismini zikretmek, o toprağa ilahi emniyeti ekmektir. O Ebedî Sevgili’nin ismiyle başlayan her kelam, sahibini O’nun sevgisine daha layık kılar. ​Mânen bakıldığında ise selam, ruhun turnusol kağıdıdır. Kibirli insan, her zaman upuzun bir ihtişam beklentisi içindedir; adeta görünmez bir tahtta oturur ve ilk selamın hep kendisine verilmesini bekler. Oysa tevazu sahibi olanlar, kalbini yeryüzüyle eşitleyenlerdir. Onlar kibir kalesini ilk selamı vererek yıkarlar. Selamda öne geçmek; "Ben senden üstün değilim, sana ancak esenlik dilerim" demenin sessiz ve en asil yoludur. ___ /Güven Taşdemir
1000Kitap
“Gazetecilikten Yazarlığa: Haber Dilinin Yetmediği Yer”
Gazetecilikten yazarlığa, belgeselden nehir söyleşiye uzanan üretim serüvenini anlatan Hatice Aydoğdu, haber dilinin sınırlarını, medyanın dönüşümünü ve tanıklığın anlatıdaki yerini değerlendirdi. Aydoğdu, gazeteciliği bırakışını bir kopuş değil, farklı anlatım biçimlerine yönelen bir dönüşüm olarak tanımlarken; günümüz medyasında haber üretiminin karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara ve gazeteciliğin değişen doğasına dikkat çekti. 1-Reuters, Anadolu Ajansı ve haftalık Yeni Gündem dergisi gibi kurumlarda uzun yıllar çalıştıktan sonra 2010’da kurumsal gazeteciliği bıraktınız. Bu karar sizce mesleki bir kopuş muydu, yoksa anlatım biçiminizi değiştirme ihtiyacı mıydı? Bir kopuş değil, farklı anlatı biçimlerine yönelmek diyebilirim. Bir dönüşüm… Gazetecilikle beraber diğer alanlarda da derdimi anlatmayı sürdürebilirdim ama olmadı. Örneğin kısa film ve belgesel çalışmalarına gazetecilik yaparken başlamıştım… Sonuçta yapmaya çalıştığım, gazetecilikten beslenerek farklı anlatım biçimlerine yönelmek oldu. Dil, bu anlatım biçimlerinin aracı, ister yazınsal olsun ister görsel olsun… 2-“Gazetecilik artık bildiğim yollardan yapılabilir olmaktan çıktı” sözünüz hâlâ alıntılanıyor. Bugün dönüp baktığınızda o cümlede daha çok medya düzenine mi, yoksa gazeteciliğin diline mi itiraz vardı? Medya düzenini ve gazeteciliğin dilini birbirinden ayırmak zor. Medyanın sahiplik yapısı, ekonomik ve siyasi ilişkileri haberin diline de yansıyor. Türkiye’de özellikle 1980’lerden itibaren büyük sermayenin medya sektörüne girişi, holdingleşme, medya gruplarının el değiştirmesi gazeteciliğin yapılma biçimlerini de değiştirdi. Bazen çalıştığınız kurumun yapısından bağımsız olarak eğer muhabirseniz haber yapma koşullarınız bir anlamda elinizden alınıyor. Bir yandan haber kaynaklarına ulaşmak
Şemail-i Nebî | Medine'nin Gülü
Yüzü dolunay gibi. Kaşı hilal yay gibi. Yürüyüşü muhteşem. Coşkun akan çay gibi. Sesi muknî dengeli. Saçı uzun dalgalı. Ne uzun ne de kısa. Yerindedir endamı. Düşman savar duruşun. Dostu sarar gülüşün. Hatice'nin goncası, Medine'nin gülüsün. Tebessümdür gülüşü. Görünür inci dişi. Hoşgörülü, pek kibar, Görülmez incitişi. Kendisini methetmez. Hiç kimseyi reddetmez. Bir mecliste otursa, Kimse O’nu farketmez. Ömrü geçti çileyle. Baş etti harp hileyle. Rabbim hayırlı ümmet, Hakk’ta sabit kul eyle.
Hz. Muhammed (s.a.v.)
Reklam
Reklam