Bu kitap benim için çok duygulu bir yolculuktu. Ala isimli tuhaf görünüşlü, bakımsız, çok ince bir sesi ve duraksayarak konuşması olan bir kızın psikiyatri kliniğine gelmesi ile başladı herşey. Doktor Gülseren Hanım bile onu sevemedi, yardım etmek istemedi ilk tanıştıklarında. Fakat Ala inat etti, tedavi olmak istedi. Kendinden vazgeçmemişti tüm yaşadıklarına rağmen. Terapiye başladıklarında saldırgan, öfkeli ve suskundu. Ona bir çocuk gibi çok seveceği hikayeler, kesitler anlatarak onu yavaş yavaş çözmeyi başaran doktoru bile yaşadıklarının dehşeti karşısında kendine gelmekte zorlandı. Ala’nın çocukken yaşadıklarını okurken ‘Bu kadar da olamaz!’ dediğim çok yer vardı. İnsan kendini onun yerine koyamıyor bile. Bizim yetişkinlikle bile düşünmekten korktuklarımızı Ala çocukken yaşamıştı. Sevgisizlik onu ne hale getirmişti. Fakat Ala buna teslim olmuyor, pes etmiyor, iyileşmeye kararlı. Zamanla farkındalığı artıyor, hayatı ve kendini sevmeye başlıyor. Onun dönüşümü herkese umut veriyor. Kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum…