"Size ve hayvanatınıza rızkı yetiştirmek için su, semâdan geliyor.
O suda, size ve hayvanatınıza acıyıp şefkat edip rızık yetiştirmek kàbiliyeti olmadığından, su gelmiyor, gönderiliyor demektir.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma:
*"Size namazdan, oruçtan ve sadakadan daha faziletli bir işi haber vereyim mi?"* diye sordu. Onlar da:
"Evet, Yâ Resûlallah!" dediler. Allah'ın Resûlü şöyle buyurdu:
*"Bu, birbirine küsen iki kişinin arasını bulmaktır. İki kişinin arasını bozmak ise dini, bütün hayırları ve iyilikleri tamamen yok eder."*
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
*"Vaktiyle bir adam yolda giderken çok susadı. Bir kuyu buldu, içine indi, su içip dışarı çıktı.*
*Bir de ne görsün, bir köpek, dili bir karış dışarıda soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalayıp duruyordu. Adam kendi kendine:" Bu köpek de tıpkı benim gibi pek susamış." deyip hemen kuyuya indi, mestini su ile doldurdu, onları ağzına alıp yukarıya çıktı ve köpeği suladı.*
*Onun bu hareketinden Allah Teâlâ hoşnut oldu ve o adamı bağışladı."*
Sahâbîler:
"Ey Allah'ın Resûlü! Biz hayvanlardan dolayı sevap kazanır mıyız?" dediler. Resûl-i Ekrem:
*"Her canlıyı sulayana sevap vardır."* buyurdu.
O Kur'ân-ı Mübîn, yirmi senede hâcetlerin mevkileri itibariyle necim necim olarak, müteferrik parça parça nüzûl ettiği hâlde, öyle bir kemâl-i tenâsübü vardır ki; güyâ bir defada nâzil olmuş gibi bir münâsebet gösteriyor.