Altıncı Koğuş kitabının ana felsefefi tartışması Huzur kendi içimizde biten birşey midir? Fıçıdaki Diyojen gibi yaşayabilir miyiz? Yoksa çevremizden dolayı gördügünüz baskı, kısıtlama, şiddet, hakaret, acı, sefalet iç huzurumuzu kaçırıp bizi mutsuz eder mi?
Andrey Yefimıç ihmal edilmiş bir akıl hastanesinin doktoru çevresinde yolsuzluk, şiddet, hakaret vs oluyor bunların farkında. İçten içe yanlış olduğunu da biliyor ama ve lakin bahanelerinin arkasına saklanıyor. Bu yanlış davranışları tabiki kendisi yapmıyor. O kadar naif bir insan ki hizmetçisine emir bile veremiyor. Ama tepki vermiyor harekete geçmiyor
İvan Dimitriç güç bela bir hayat geçirip akıl hastanesine düşmüş. Ailesine bakmak sorumluluğunu üstlenmiş, yoksulluk çekmiş,üniversiteyi bırakmak zorunda kalmış ve sonunda karakterlerimizin kesiştiği akıl hastanesine gelmiş
Karakterleri tanıdığımıza göre asıl konuya dönebiliriz. İvan'a göre mutluluk içimizde biten bir şey değildir. Canlı varlıklar olduğumuz için bu olağandır.Andrey'e göre ise dış çevreden bağımsız her ne olursa olsun içimizde mutluluğu sağlayabiliriz. Acaba hangisi asıl olandır? İnsandan insana göre değişir mi?
Stoacılara göre ne durumda olursak olalım huzurlu olabiliriz. Duygularımıza yenik düşmeyebiliriz ve hatta hatta en yakınımız bile ölse üzülmeyebilir ağlamayabiliriz.Olaya nereden baktığımıza bağlıdır. İvan'a göre bu boş bir felsefedir. Çünkü bu kıvama gelmek herkesin yapabileceği bir şey değildir. İnsanların neredeyse tamamı yarar sağlayamadığı için faydasız bir felsefedir.(pragmatist bir yanı da var)
İvan Andrey'in acı çekmediği için onu anlamadığını düşünür. Sonra Andrey de akıl hastanesine düşüp bir de üstüne dayak da yiyince İvan'ı tek gecede anlar. Ve Suç ve Cezadaki Raskolnikov gibi