Hatçe

Hatçe
@haticecevik69_
Anasının karnından öğrenci olarak doğdu.
Hemşire adayı
18 okur puanı
Haziran 2022 tarihinde katıldı
10/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2026 15:10
Öncelikle kısa bir konu özeti geçeyim kitap Ankara'nın Tozak köyünde (hayali bir köy) yaşayan insanların yaşama mücadelesini anlatıyor. Çevre köylere kıyasla yeşilsiz bir köydür Tozak. Bir gün köyün eğitmeni bağ ekme fikriyle Muhtar Battal'a gider ve Kır Abbasla da el ele vererek köylüleri uyandırırlar. Hep beraber imece usulü binbir zorlukla kendi imkanlarıyla 120 dönüm bir bağ kurarlar. Köyün yaşlısı olan kır abbas aynı kaplumbağalar gibi bağdaki kabuğuna (talvarına) çekilir. Bu süreçte devletten hiçbir destek göremezler. Talep etselerde hiç elini uzatmaz 'hökümetleri'. Okumayanların tadı kaçmasın daha bilgi vermeyeyim. Olaylar bunun çevresinde gelişiyor. Kesinlikle tavsiye ederim. Bu kitap daha okuma aşamasında en sevdiğim kitaplar listeme giren ilk kitap oldu.Hiç odaklanma problemi yaşamadım. Nerde olursam olayım kitabın evrenine o kadar rahat girebildim ki. Karadelik gibi bir kitap sizi içine çekmiyor adeta vakumluyor ... Kitap o kadar hayatın içinden ki yazarın eşekli kütüphaneci eserindeki gibi gerçek bir hikaye zannettim. Meğerse kurgusalmış. Beni güldüren , sinirlendiren anlar yaşadım okurken. Özellikle Kır Abbas'ın olur olmadık çıkışlarına lafı tam gediğine koyuşuna sesli şekilde kahkaha attım. Gelen memurların kendi hayatları dışındakilerle ilgilenmemeleri. Toplumdan bu kadar izole yaşamaları, köylüleri sürekli kendi işleri için avare etmeleri falan cin fitil oldum açıkcası. (Spoiler bu paragraf) Sonunda ooohh ne güzel yaptı dedim içimin yağları eridi. Cinler götürdü bağı alın başınıza çalın Birazda ana fikre odaklanalım. Çoğu devlet kurumunda sorununu aslında çözmeyen -zaten bununla da ilgilenmeyen- formaliteden bir sürü işlem yaptırılıyor insanlara. Hiç bir şeyi çözmezmiş gibi birde gram saygı duyulmuyor ne kişiye ne de zamanına.
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,668 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·208 syf.··
2025 12. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2025 23:50
Reşat Nurinin dili o kadar güzel ki edebi haz denen duyguyu derinden hissettim. Kitapta hayatı boyunca çabalamadan büyüyen ve sonrasında da elinde belli yetenekleri varken dilenciliği tercih eden bir Miskin var. Bu Miskinin en büyük düşmanı gurur o içindeki insani duyguyu törpüleyerek mesleğini -kendi deyimiyle sanatını- icra etmeye çalışıyor. Kaderle yollarını kesiştiren İsmail'i maddi yük olduğu için değil manevi yük olduğu için sevmiyor ve istemiyor. Çünkü onda bir ruh kıpırdatması oluşturuyor ve kendini sorgulattırıyor. Aslında onu çok seviyor ama korkuyor ondan. Onun bilgiye olan merakı ve açlığı kudurtuyor onu. Çünkü kendisinde olmayan tarafı gösteriyor ona. Kitapta emeğiyle belli bir refaha eremeyen tonla insan var. Bu ülkemizin hâlâ çok acı bir durumu. Talat, muallim, ve daha tonla dilendiği memur, işçi... Miskinler tekkesini; yazarının şahane dili, ve akıcılığı açısından öneririm.
Miskinler TekkesiReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 20102,682 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 11. kitabı
Romanda üç karakter var: Şuçi, Dazai, Yozo. Yozo, kitabın ana karakteri. Şuçi ile bağlantılı yaşam benzerliği açısından Dazai, Şuçi’nin edebi karakteri. Yozo hayatı boyunca soytarılık maskesi altında saklanan biri. İnsanları anlamıyor ve anlamadığı için onaylanma ihtiyacını karşılayamıyor. Soytarılık maskesi altında güldürerek bunu karşılıyor, böyle kabul edildiğini hissediyor. Oysa ki insanlardan korkan melankolik bir yapısı var özünde. Hayatının üç aşaması var: Birincisi, soytarılık yaparak onaylandığını fark ettiği ve bu maskeyi taktığı zaman. Çocukluk fotoğrafında mutlu olmadığı halde şebekçe sırıtması. İkincisi, bu maskeye alışıyor ve harika bir oyuncu oluyor. Artık maskesi yüzüne perçinlenmiş. Bu durumu şu alıntıyla açıklığa kavuşturabiliriz: > “Öğrenci formasını giymişti ve göğüs cebinden beyaz bir mendil sarkıyordu. Hasır sandalyeye oturup bacak bacak üstüne atmıştı ve gülümsüyordu. Bu seferki gülümsemek karışıklıkları olan bir maymunun gülümsemesi değildi. Ama oldukça başarılı bir gülümsemeydi; yine de bir insanın gülümsemesinden farklıydı ve bir şey eksikti.” Çünkü kendi olamıyor. Artık soytarılık maskesini çok iyi takıyor ama kendi olmadığı için bir şeylerin eksik olması normal. Üçüncü dönem: Ne mutlu ne mutsuz, silik bir görüntüsü var. Burada olgunlaşmış ama çoktan kendi olmaya geç kaldığı için kendine ait değer yargıları yok. Bu yüzden böyle arafta kalmış bir ifadesi var. Biraz da Yozo’nun ilişkilerinden bahsedelim: Maskesini düşüren Takeiçi: Yozo, soytarılık yaparak kendini ait hissetmeye çalışıyordu. Ama Takeiçi bunu fark etti ve onun kendini berbat hissetmesine neden oldu. Çünkü kendini onun gözünde ikiyüzlü hissetmişti ve bunu yaymasından çok korkmuştu. Bu ona göre kendini çıplak görmesi gibi bir şeydi. Bu yüzden ona kendini kanıtlamaya
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,1bin okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2024 9. kitabı
Gogol'un okuduğum ilk kitabı biraz ağır oldu bu başlangıç çünkü kitap tamamlanamamış Gogol'un rahatsızlığı dolayısıyla. Çiçikov karakterinin para biriktirip zengin olup evlenmek, saygınlık kazanmak, iyi çocuklar yetiştirmek, güzel giysiler giymek, pahalı zevklere sahip olabilecek kadar parası olmak aslında şuanki çoğu insanın hayali. Hatta yazar bir yerde " İyi ama, hanginiz, sükûnetle düşünüp taşındıktan sonra, Çiçikov'un bir yanı da bende değil mi? sorusunu kendisine sormaya cesaret edebilir? Şu anda herhangi biriniz sokakta giderken bir tanıdığına rastlayabilir ve o tanıdık da gülümsemesini güçlükle saklayarak yanındakini dürtebilir ve, 'Bak bak! Çiçikov gidiyor. Şu giden yok mu, Çiçikov işte odur' diyebilir sizin için. " diyor. Yani yazar Çiçikov gibi birini anlatmasındaki amacı bize söylüyor:Aynaya bakmamız ve Çiçikov'dan kendimizde bir parça bularak bunu yadsımamız, düşünmemiz. Herkesin hayali maddi şeyler benim bile bir üniversite öğrencisi olarak mezun olduğum zaman -Çiçikov'un çiftlik almayı istemesi gibi- ne kadar süreye araba alabileceğimi hesaplamam. Bir de yaşamı bu uğurda hep erteleriz Çiçikov gibi yaşamak için herşeyin mükkemmel olacağı o an için çalışırız. Herkes daha şimdiden evlenince çocuklarını nasıl yetiştireceğinin hayalini kurmaz mı? Çiçikov'dan ne farkımız var? Sadece üç kağıtçı olmayıp hakkıyla kazanmayı istememiz. Çiçikov da bunlara doğru yoldan ulaşamayacağını anlayıp bu yola sapmış bir adam. Kitabın son kısmı eksik gibi olsa da Murazov Çiçikov'a "Pavel İvanoviç, bir insan, önemsiz şeylere karşı duyduğu isteği ve onları elde etmek için harcadığı çabayı iyi şeylere yöneltmedikçe, felaketlerden kurtulamaz" diyor. Bana göre bu kitap -bireysel bir çıkarım yaparsam- Maddiyat ilk amaç olmamalıdır maneviyat amaç olmalıdır maddiyat zaten bir
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Spoiler!
Puan vermedi
Öncelikle feminist kişiligim kabardığı için o dönemdeki hiç beğenmediğim, iyi ki bu zamanda doğmuşum dediğim iki şeyden bahsedeceğim. Birinci olarak o dönemde kadınlara miras kalmaması erkek varisin olması gerekmesi, ikincisi ise kadınların mutlu olabilmesi için illaki evlilik yapması gerektiği düşüncesi( tabi ki bu da önemli fakat tek yolun bu olması) . Tabiki tarihi olaylar ve durumlar bulunduğu çağa göre eleştirilir. Ama hala böyle insanları görmek ve bunların benim de yakın çevremde olması çok öfke veriyor. Kitabımıza gelirsek öyle akıcı ve kibar bir dili var ki... Sanki kitabı İngiltere kraliçesi yazmış gibi. Acaba ben de mi böyle konuşsam, olaylara kitaptaki karakterler gibi zarifçe tepki versem diye kendimi sorgulamadım değil. Aşk ve önyargı imiş bu kitabın asıl ismi.Bence o da uygun.Elizabeth kendi kafasındaki varsayımlar, çevresinin ve kendisinin gözlemleriyle Darcy'nin mağrur, burnu havada biri olduğu kanısına ulaşıyor. Darcy ise Elizabeth'in çevresine olumlu bakmadığı için kaçıyor ondan. Ama aşık oluyor (özellikle gözlerine) . Kitapta bir heyecan yaşamadım ben açıkcası. Çünkü bir şekilde ikisini de vuslata erdirip bizi üzmeyeceğini hissediyordum Jane Austen'in. Ama yine de Elizabeth Darcy kısımlarını heyecanla okudum Kitap aslında iki bolüm gibi birincisi bir düğüm ve onun güçlenmesi ikincisi o düğümün çözülüp aşıkların kavuşması Sürükleyici bir kurgu. Her ne kadar gerçek hayatta olduğuna inanmasam da kitaplarda aşk çok güzel.
Aşk ve GururJane Austen · Can Yayınları · 201997,7bin okunma