“Bu geçip giden hayatta sonsuz olmaya değer ne kadar an ve saniye vardır? Gökyüzünde tan yerinin renkleri,yeryüzünde altın renkli bir sabah,çiçeklerle,kuşların cıvıldaşmalarıyla alkışlanan ilk aşk öpücüğü,sonsuza değin sürmeye layık değil midir?”
“Yıldızlar karanlık içinde parladığı gibi fakir ve sefalet içinde de saflık ve yücelikle parlayan ruhlar yok mudur? Bir kalp, sevmek için mutlaka servete,asalete mi muhtaçtır? Bence en gerçek ikbal,ruhun göründüğü iki güzel göz, en büyük servet, kalbin hissini gösteren gül renginde dudaklardan akseden tebessümdür.Güzellikten büyük asalet,temiz bir kalpten büyük servet mi olur?”