“elime geçmiş umulmaz saadetlerin hiçbirinde ondaki çehreyi bulamıyor ve bana bu vaadi yapana karşı pazarda aldatılmış bi’köylü küskünlüğü duyuyordum. fakat bereket ki bu nevî duygular ancak masal ve romanlarda sürüp gider. halbuki gündelik hayatın hayhuyu içinde, eski bir sıtmanın mikropları gibi ancak bazı nadir denge bozukluklarında insanı şöyle bi’yoklayıp geçmekle yetinirler.”
“atalarımızın ‘âr ve hayâ perdesi yırtılmak’ diye pek düşündürücü tabirleri vardır. insanın öyle inanacağı geliyor ki ahlâkımızı temizliyoruz diye içimizdeki pisliği bir perde arkasına saklıyoruz, bir kaza neticesinde bu perde yırtıldı mı hepsi olduğu gibi ortaya dökülüyor; en çok bastırılmış olanlar, en pis kokuluları olmak üzere (..)”