“hayatımı bi’vehme kurban etmişim.” (..)
incelemeyi oluşturmadan evvel okuduğum kadarıyla reşat nûri’nin roman karakterlerini düşündüm ve baş karakterlerin hep insanın özlemini çektiği yanı olduğunu fark ettim. iffet, tam da bunlardan biri; nahif, etik değerlerini başına gelen sınayıcı durumlara rağmen koruyan ve kalbi güzellik ve merhametle şekillenmiş bi’şövalye. okurken reşât nuri’nin kalbiyle arkadaş olmak arzusunu duyuyorsunuz.
roman, meşrûtiyetin ilânına denk gelen bi’zaman diliminde başlıyor. iffet de “romantik jön türk” diyebileceğimiz bi’karakter. babasıyla arasındaki ilk ciddi çatışma da burada çıkar. zirâ ailesi, saray eşrâfındandır. meşrûtiyle birlikte aile dağılır ve iffet de evlerine öğretmen olarak konuk olduğu ailenin hanımı olan vediâ’ya âşık olur. vediâ’nın evli ve yaşça ondan büyük olması kahramanımızda herhangi olumsuz bi’etki oluşturmaz. o martin eden gibi aşkı uğruna her şeyi yapacaktır. nitekim yapar da; ömrü boyunca gerek psikolojisini gerek ekonomik yahut sosyal statüsünü etkileyecek olan bi’damga yer; “hırsız!” romana adı da buradan gelir. vediâ ile gizlice onun köşkünde buluşan iffet, bi’akşam yakalanmak üzereyken vediâ’nın namusuna söz gelmesin diye hırsızlık için köşke girdiğini söyler ve hikâye burada biter, aslında iffet’in varolma hikâyesi biter zirâ ömrü boyunca, mükemmel ahlâkına rağmen hem başkaları hem de kendi tarafından damgalı, görülecek, kimi zaman ölümü hatırına getirecektir. bu uğurda aylarca açlıkla dahi sınanan ama her şeye rağmen senelerce bu durumu saklayan iffet, yıllar sonra vediâ ile karşılaşacak ve ondan “ben hırsız damgası yiyen biriyle evlenemem.” yanıtını duyduktan sonra “hayatımı bi’vehme kurban etmişim.” diyerek sarsıcı bi’pişmanlığın içine girecektir.