Hep zıtların birbirini çektiği söylenir, ama bizimki daha çok ortaklıkların birbirini çekmesiydi, ve benim onda olduğu kadar onun da bende dikkatini çeken yüzlerce binlerce ortak nokta vardı aramızda. Ayrıca, yüzlerce binlerce ortaklaşa nefret ettiğimiz şey olduğu gibi yüzlerce binlerce de ortaklaşa sevdiğimiz vardı; bizi çoğu kere aynı insanlar çeker, aynı insanlar iterdi. Ama elbette bu kesinlikle her konuda aynı görüşü, aynı zevki paylaşıyorduk, aynı sonuçlara varıyorduk demek değil. Mesela o Madrid'i severdi, ben nefret ederdim. Ben Adriyatik'i severdim, o nefret ederdi falan filan. Ama Schopenhauer'i ikimiz de severdik, Novalis'i de, Pascal'ı da, Velasquez'i de, Goya'yı da, bu arada gerçi deli ama sanattan yana fukara El Greco'dan aynı yoğunlukla nefret ederdik