Kitabın konusu belliydi, eşini kaybeden yaşlı taşralı bir kadının, doktor kızı tarafından beraber yaşamaları için şehirdeki evine getirilmesinin ardından, şehirde yeni ve alışık olmadığı bir yaşama başlayan kadının dramını, birbirlerini anlayamamalarını okuyacaktım, meğer çok az biliyormuşum, beni bu denli alt üst edeceğini tahmin edememiştim. Kitabı okurken yaşananları hissediyor, okuduğunuz alandan çıkıp izanın yanına gidiyorsunuz.
Son olarak ise; Şefkatli görünmenin ardındaki bencillik, empatisizliğin vahşeti kitabın bana kuvvetle hissettirdikleri. Aralıksız okuma isteğine kapıldığım kitabın bir anda sonuna geldiğimi fark ettiğimde göz yaşlarım hazırda bekliyor, anne ve babasını yitirmiş neredeyse herkesten duyabileceğimiz “yaşıyorlarken kıymetini bilin, sarılın” sözleri hatırıma geliyor.