Puan vermedi·104 syf.··
2026 18. kitabı
Oyun Değil, Ayla Burçin Kahraman'ın 9 öyküden oluşan 2. öykü kitabı. Son öyküyü ve öykülere serpiştirilen benzer yahut aynı kişileri düşündüğümde yazarın öykülerini ortak paydada buluşturma arzusunun olduğunu -arka kapakta buna yorabileceğim açıklamaya da yaslanarak- düşündüm. Farklı hayatlar ama ortak bir son: deprem, kayıplar, arayışlar... Mahalle kültürünün hakim olduğu içerikler söz konusu. Metinler, temiz bir dile ve yansıtmacı anlayışa sahip. Hem yansıtmacı sistem hem de seçilen öykü kişilerinden kaynaklandığını düşündüğüm estetik, teknik hamle sıkıntıları gözlemledim. Biraz geriye dönüş tekniği, biraz da betimleme dışında etkili bir silaha rastlayamadım. İçeriği gereği gerilimli, duygusal bir atmosfer yaratma çabası vardı. Fakat söz konusu çaba, çoğunlukla doldurma işlevi gören betimlemelerle sınırlı kaldı. Betimlemeler, metinlerin hacmini arttırmakla birlikte sıkıcı bir okumaya neden oldu. Bir iki öyküde bu tarz bölümlere rastladığımı hissettiğimde atlayarak ilerleyip öyküyü bitirdikten sonra yeniden baştan sona okumaya çalışıp bir şey kaybedip kaybetmeyeceğimi anlamak istedim. Hiçbir şey kaybetmedim. Yansıtmacı anlayışta finallerin önemli bir bölüm olduğunu düşünürüm. Maalesef bu bakımdan da beklentime ulaşamadım. Soluk finallerle karşılaştım. Sıradan insanların çatışmalarını alışık olduğumuz bir anlayışla kaleme alan öykülerden hoşlanan okurlara tavsiye ederim. Bir bilgi kırıntısı elde etmek için parmağını bile kıpırdatmayan, alıştığı düzende yaftalamayı sevenlere de Ayla Burçin Kahraman'la Yük Edebiyat yayın kurulunda aramızda hatır ilişkisi kuracak kadar edebiyat işçiliği yaptığımızı hatırlatmak isterim. Fakat benim için metin başka, kişisel ilişkiler başkadır.
Oyun DeğilAyla Burçin Kahraman · İthaki Yayınları · 202612 okunma
Kağıt kalem ve boş zaman var yazayım demiş yazmış
Puan vermedi·205 syf.··
2026 13. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 19:54
Sıradan bir anlatı ve bazen anı bazen hal hatır yada bir başka insanlardan bahsetme, yani birine birşeyler anlatır gibi yazılmış bir kitap. Okurken ne detay kaçırma zaten yok nede ne demek istedi diye bir anlatı yok.
Sevgili Mathilda, İnsanın Yürümesini Dört Gözle BekliyorumSusanna Tamaro · Gendaş Kültür Yayınları · 1998432 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Müthiş
9/10
·239 syf.··
2026 3. kitabı
Geylânî Hazretleri'nin sohbetlerinin derlendiği mükemmel bir eser. Bir puanı çevirinin bazı yerlerinde bulunan hatalardan ötürü verdim ama şunu söyleyeyim gerçekten de insanın hayata bakış açısını değiştirecek, ufku açacak ve özellikle kaderle cedelleşmesinin önüne engel olabilecek güzel bir eser. Tasavvuf'ta ileri seviyelerde okunmalı aksi takdirde ağır gelebilir.
1000Kitap
Cilâu'l-HâtırAbdülkadir Geylani · Gelenek Yayıncılık · 20235 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
2026 8. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2026 19:25
​"Bir fikrin, en zor şartlar altında bile nasıl yeşerip dallanıp budaklandığını görmek anlatmaktadır. Bu eser, sadece dini bir metin değil; aynı zamanda 1927-1934 yılları arasındaki Said Nursi'nin Barla hayatının, bir sürgün döneminin ve o dönemdeki 'hizmet' felsefesinin satırlara dökülmüş samimi bir günlüğü niteliğindedir. Kitap, Bediüzzaman Said Nursi ile talebeleri arasındaki mektuplaşmalardan oluşuyor. Ancak bu mektuplar sadece hal-hatır sorma değil; derin felsefi sorulara verilen cevaplar, iman hakikatlerine dair izahlar ve bir topluluğun ortak bir ideal etrafında nasıl kenetlendiğinin kanıtı. Talebelerin yazdığı mektuplardaki 'öğrenme aşkı' ve 'sadakat' temaları, günümüz dünyasının yüzeysel ilişkileriyle kıyaslandığında insanı derin bir tefekküre sevk ediyor.
Barla LahikasıBediüzzaman Said Nursî · Söz Basım Yayın · 20122,475 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2022 17. kitabı
Bugünün kayınvalideleri dünün gelinleriydi. Bugünün gelinleri de yarının kayınvalideleri olacaklar. Ey yâr, Allah seni senin gibi gelinlerle lütuflandırsın.(Koca Duası ) ​İlk öğreteceğiniz kelime "Allah" olsun. İlk cümle ise "La ilahe illallah." Çocuğun tertemiz zihni kelime-i tevhid ile beslensin. Yıllar geçse bile tevhidin eseri görülecektir. Onu kötü sözden ve arkadaştan, ateşten korur gibi koruyun. Hayat boyu lazım olacak en önemli mutluluk azığı olan iffetini unutma. Onu da sandığına koy. Koy ki hem sana hem de senden olanlara lazım olacak. İffet ve hayâ erkeklere ve kadınlara en çok lazım olan erdemdir. Günlerden bir gündü. Günlerden o gün geldi ve sen de hayata gözlerini açarak dünya tarihine adını kazıdın. Senden önce dünyaya gelenler gibi ve senden sonra dünyaya gelecek olanlar gibi, sen de yaratılanların arasında yerini aldın. Annene, babana Allah'ın lütfuydun. İstedikleri, bekledikleri, dualarıydın. Sen eşinle geçireceğin zamanın ne kadar kıymetli olduğunu biliyor musun? Onunla muhabbet etmek, verimli zaman geçirmek ona yapabileceğin en büyük ikramdır. Dünyaları versen elde edemeyeceğin sevinci, birlikte geçirdiğin o tatlı vakitle elde edersin. Mutlu edersen mutlu olursun. Giderek sana benziyor değil mi? Aynı baban gibisin, diyerek ona bir kere daha sarılıyorum hep. Sana kızarak, bak işte senin çocuğun, demedim hiç sana. Sende olan her güzeli ona verdin hep. Sen de bana benzetirsin hep biliyorum, annen gibisin, dersin, annen gibi saf ve duru. Şımartır beni sözlerin, şımarmayı bile beceremeyen beceriksiz halimle şımarmayı denerim. Eşinin davetini geri çevirme. Onu şeytanın tuzağına düşürmüş olursun. Eşlerin birbirinin ihtiyacına cevap vermemesi onları yanlışa sürüklemektedir. Bir anlık gafletle eşini aldatmaya kadar gidebilir. Burada sebep olan da yapan
Aşkın Ev HaliAhmet Bulut · Timaş Yayınları · 2018868 okunma
10/10
·75 syf.··
Beğendi
·
2026 131. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 09:52
Bir gündökümüme göre: Kitabın ilk öyküsünü yazarak genç yaşta onulmaz bir hastalık sonucu ölen eski öğrencime gönül borcumu ödemiştim - geç de olsa. Onun adını vermem gerekmiyordu da ölüm haberini bana ileten 'dostum'un adını da vermemiştim. Bilge Karasu'nun adı bile, öyküye taşıyamayacağı bir ikinci dramatik ağırlık yükleyebilirdi. Belki bu teknik kaygıdan da öte, o sıralar günden güne ağırlaşan bir hastalıkla boğuşan Bilge'nin adını ölümle birlikte anmak istemiyordum. Eski öğrenci, Bilge Karasu'yu dersler sırasında metinleriyle tanımış, yüzünü bile görmemişti. Ola ki hayranlık duyduğum sevgili bir dostumun sağduyulu sesinin beni haberin sarsıntısından bir ölçüde koruyacağı inancındaydı; sıradan hatır sorma telefonlarına bile artık güçlükle çıkan birinden böyle bir haberi iletmesini istediğine göre durumu bilmiyordu. Bilge de -istese- baş- ka birine aktarabilirdi bu görevi ama telefondaki sesi, son konuş- malarımızdaki bitkinlikten sıyrılmış gibiydi. Kusura bakma" gibi birşeyler geveledim titrek bir sesle. " "Çok duyarlı bir gençmiş" dedi. "Keşke tanısaydım. O yaşta ölmenin ne demek olduğunu düşündüm de toparlandım biraz."
Hayata Dair
Aramızdaki ŞeyTomris Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20192,301 okunma