Fincanlar dolsun…
Kahveler içilsin, dandik mandik hesaplar peşinde koşulmasın. Kendi işine bakanlar huzur bulsun. abidik gubidik insanlar görünce yol değiştirilsin. Ruh sağlığı da bir yere kadar. ☕🤣
1000Kitap
Göz yaşı ile yazılan; Göz yaşı ile okunur!
Hatalar, hâtır-ağlar; Hattat ağlar, hat ağlar. __ deep
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnsanların insanları çok çabuk gözden çıkarmasına alışman lazım, bunu değiştiremezsin. Geri döndürülemez ve onarılamaz bir tahrip bu insanlığın bağrında açılan. İnsanın bir başka nazar için şey’leşmesi ve birtakım sayılara indirgenmesi menfiiyeti önceki zamanların konusuydu. Bunlar önceki zamanlarda konuşuldu ve oyunu bozma girişimleri de oyuna ustaca dahil edildi. Senin insanlara bir ihtimal gözüyle bakıp kolay kolay vazgeçemeyişinin hiçbir karşılığı olmadığını bilmelisin. Hatırladıkların ve hatır tuttukların çoğunlukla çoktan silinip gitmiş şeyler. Savaş çoktan bitti ve sen nöbette unutuldun*. İhtimamla beklediğin şeylerin itibarı insanlığın arasından kalkalı çok oldu. Ve zaten çoğu hiçbir zaman dahil olamadı. Sen bu şeylerin hoş tasvirlerine o kadar bağlandın ki onları zihninde yaşatır oldun. Önünde durduğunu sandığın bahçe yalnız senin zihninde. Gerçekte var olansa uzanan kuru bir dal yalnız. Bunların ara ara sen de farkına varıyorsun. Kanadı kırık bir kuşun muhtaç olduğu o merhamete senin de zaman zaman muhtaç olman bundan. Öylesine zelil oluyorsun. Ve sen bir insandan murad edileni ortaya çıkarmak sabrından çok uzaksın. Bu sabra sahip olanlar veli ya da bu neviden olanlardı. Senin tek yapabildiğin şey muzdaripliğini dile getirmen. Zaten daha fazlasını da yapamazsın. Lakin bu bile seni ötekilerden ayırmaya yeter. Yalnız bunu kibirvari bir ayrılış olmamasına dikkat etmen lazım. Yangından sağ çıkmış bir ağaç ne kadar galipse sen de o kadar galipsin. Şimdi böylece bil: kurumuş bir kuyuyu taşıma suyla yeniden âbad kılamazsın.
Kahr Hevenkleri
Hayat bir zamanlar ne kadar güzeldi… Bir zamanlar zaman daha yavaş akardı sanki. Sabahlar daha aydınlık, akşamlar daha huzurluydu. İnsanlar birbirine daha içten gülümser, bir hâl hatır sormak bile insanın içini ısıtmaya yeterdi. O günlerde sahip olduklarımızın kıymetini belki de tam olarak bilmiyorduk. Çünkü mutluluğun hep bizimle kalacağını sanıyorduk. Meğer en değerli şeyler, farkına varmadan yaşayıp geçtiğimiz anılarmış. Şimdi bazen eski bir şarkı duyunca, eski bir fotoğrafa bakınca ya da tanıdık bir kokuyu hissedince içimiz burkuluyor. Çünkü anlıyoruz ki bazı günler geri gelmiyor. Geriye sadece anılar ve içimizde ince bir özlem kalıyor.
1000Kitap
Vahayfa
Pascal, düşüncesiz insanı taş yahut hayvanla eş tuttuğunu söyler. Oysa bugün, taşın suskunluğunda asâlet, hayvanın körlüğünde fıtrat vardır. Gazze karşısında iki yıldır sağır-dilsiz rolü oynayan insancıklarda ne asalet kalmıştır, ne de fıtrat. Onların sessizliği, ilmi literatürde ‘ahlâkî çürüme’, irfan dilinde ise ‘kalp körlüğü’dür. Kahve masalarında sözümona hayranlık ve değer pazarlayanların, hakikatte üç maymunu oynaması; hatır değil, haysiyet kaybıdır. Biz onlara vaktimizi ayırmakla değil, onları insan yerine koymakla yanıldık. Vâhayfa... K.Bânu Dağ☝️🇵🇸
Gitmeni istiyorum…
Bir müddet ayrılalım... Bu aşk Ve iyiliğimiz için ey sevgilim... Bir müddet ayrılalım ... Çünkü beni daha fazla sevmeni Benden biraz nefret etmeni istiyorum... Elimizde olan ... Yaşadığımız değerli anıların hatırı için... Hâlâ dudaklarımızda nakışlı olan Hâlâ ellerimize kazılı olan... Bu muhteşem aşkın hatırı için... Bana yazdığın mektupların... Gül gibi içime dikilmiş yüzünün... Saçımda... parmaklarımda kalan aşkının hatırı için Anılarımızın Güzel hünümüzün ve tebessümümüzün... Sözlerimizden daha büyük Ve dudaklarımızdan daha büyük olan aşkımızın Hatırı için... Hayatımızdaki en güzel aşk hikâyesinin hatır için.. Gitmeni istiyorum... Sevgili olarak ayrılalım... Kuşlar da her mevsim... Tepelerden ayrılırlar... Güneş de ey sevgilim... Batmak üzereyken daha güzel olur Hayatımda bir şüphe ve bir azap ol ... Bir kez efsane... Bir kez serap ol...
Şiir