Puan vermedi·208 syf.··
2026 408. kitabı
Günübirlik Hayatlar, dünyaca ünlü psikiyatrist ve yazar Irvin D. Yalom’un meslek hayatı boyunca karşılaştığı sarsıcı vaka öykülerini edebi bir dille aktardığı, insan ruhunun derinliklerine inen muazzam bir eseridir. Kitap, yazarın bilgece yaklaşımıyla hem bir terapi odasının kapılarını aralar hem de insanlığın en evrensel korkularıyla okuyucuyu yüzleştirir. Yalom, bu kitabında da varoluşçu psikoterapinin temel direkleri olan ölüm korkusu, yaşlanma, hayatın anlamı, yalnızlık ve kayıp gibi temaları merkezine alır. Çeşitli psikolojik sıkıntılarla kapısını çalan farklı profillerdeki hastalarının seans kesitlerini sunarken, aslında her birinin kökeninde ölümün kaçınılmazlığıyla yüzleşememenin getirdiği kaygıların yattığını gösterir. Kitabın adı, filozof Marcus Aurelius’un "Hepimiz günübirlik hayatlar yaşıyoruz; hem hatırlayanlar hem de hatırlananlar" sözüne dayanır ve insanın evrendeki gelip geçici doğasına saygılı bir vurgu yapar. Irvin Yalom’un en büyük alametifarikası olan "hastasıyla birlikte dönüşen terapist" duruşu bu eserde de kendini hissettirir. Yazar, sadece hastalarının zaaflarını değil, kendi yaşlılık algısını, ölümle olan ilişkisini ve mesleki sorgulamalarını da büyük bir dürüstlükle paylaşır. Günübirlik Hayatlar, akıcı, samimi ve sürükleyici anlatımıyla sadece psikoloji meraklılarına değil, kendi hayatının ve varoluşunun anlamını arayan her okura hitap eden derinlikli bir başyapıttır.
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "BABAMDAN KALAN CÜSSELİ POŞETLER ODASI" //ALINTILAR #Issız bir adaya düşsem Kendimi yanıma almam Palmiye ağaçları saf güneş falanmidemi yakıyor Aramızda sekiz yüz yetmiş yedi kilometre var Şiir yılıyla ölçsem Bir dakika uzağımdasın... #Cama yansıyan buğularla kaybedeceğiz parmak izlerimizi, Boyun otopsinde bulunacak dudaklarım... #İnsan doğduğunda değil, rahme düştüğünde başlar zamana yenilmeye... #Sizin poşetlerinizi babanız aldı Benim poşetim babamdan kaldı... #Düğün salonlarında çalan son müziktim Ve boş sandalyelere oluyordu konserim... #Saçlarının kuşları var Herkes de sanıyor Sana özel esiyor rüzgar... #Kadında boy veren her erkek boğulur #Çok düğümlü bir ipim,uçurum manzaralı... # Senin sayende kalp reytingim, nabzımın tavanlarında... #Kaç tur attırdı acaba kainata gülüşün... (Şu cümlenin ağırlığını hangi sevda kaldırabilir azizim...) #Soydum yara kabuklarımı, Attım poşete Kollarım parıldıyor güneşte, Sizin rengarenk neşeleriniz vardı Ve sormadınız poşetinde ne var? Neden böyle çok yıpranmış diye... (Sonra hayatından insan çıkarınca sen suçlu oluyorsun. Hatrımı sormadan halimden anlamayan, nasıl elimdeki poşet kadar değerli olsun vesselam. ) //KİTAP HAKKINDA
Babamdan Kalan Cüsseli Poşetler OdasıUmut Göksal · Tün Kitap · 20265 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·496 syf.··
2026 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:42
Hahhh Allah razı olsun Lore' m ya tam diyorum ulan şeker şeker okumalar yaptırıyor, güldürüp eğlendiriyor en son sayfada vurdun mu bacım sen bize tekmeyi Resmen çok sevinmeyin, yeter bu kadar aşk böcüklüğü dedi ve kazığı böğrümüze soktu O sondan sonra ben üçüncü kitabı nasıl bekleyeyim kadın Serinin devam kitabı olduğu için konusuna dair çok fazla detay vermeyeceğim ama ne yalan söyleyeyim ben ikinci kitabı daha bir çok sevdim. İlk kitapta Ayperi' nin travmalarına hakimdik ama bu kitapta zirveyi yaşadık. Dibine kadar acı çekerken Ayperi'nin yeniden doğuşunu okumak acayip keyiflendirdi beni. (Küçücük yaşından beri çekmiş zaten artık rahatlasın küçük kızım) Ama bu yeniden doğuş süreci epey yorucuydu karakterimiz açısından doğrusu. Ne kadar acı çeksek de kitabın devamında aşka, sevgiye ve komediye dibine kadar doyduk. Ömer Seyirhan sen bambaşka bir mevzusun adamım Seni, sevgini, tutkunu okumak muazzamdı. İlk kitaptan beri düşüyorum sana bil. Benim seride en sevdiğim karakter Melike, arkadaşlar. Kendime dehşet benzetiyorum Allah kahretmesin (dışım Şeyma içim Melike resmen) O kadar güldüm ki Melike' nin olduğu her sahneye ruhumu teslim edecektim az daha. Ömer ve Ayperi'nin sevgililik aşamaları çok güzel ilerletilmiş kitap boyunca. Özellikle düğünden çekip adamı çıkarması beni bir yükseltti sormayın. Şeyma ve Muharrem ilişkisi çok nahif ve tatlı ilerlerken, Yavuz ve Melike cephesi henüz birbirlerine olan hislerini sadece kendilerine saklama aşamasında. (Ama ikisini okumaya bayılıyorum.)   Ben ilk kitapta duvara yazıları yazan kişiyi çok merak etmiştim yorumumu hatırlayanlar bilir bu kitapta sonuca ulaştı sahneye gülmekten öldüm. şimdi benim her kitapta bir şeye dibim düşüyor ya da merak ediyorum ya hani; Allah'ını seven bana Melike'nin çoraplarının linklerini bulsun.
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026215 okunma
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 122. kitabı
Kısacık ama etkisi uzun süren bir kitap önerisiyle geldim: Bayan Ming'in Hiç Olmayan On Çocuğu. Bu, Eric-Emmanuel Schmitt'ten okuduğum ikinci kitap. Yazarı Mösyö İbrahim ve Kur'an'ın Çiçekleri eserinden hatırlayanlar olacaktır. Kalemini severek takip ettiğim yazarlardan biri. Bir oturuşta okunabilecek kadar kısa ama düşündürdükleriyle uzun süre akılda kalan bir kitap. Çin'in tek çocuk politikası nedeniyle her ailede birden fazla çocuk sahibi olmak yasakken, Bayan Ming tam on çocuğu olduğunu söyler. İşte hikâye de tam burada başlıyor. Bir otelde tuvalet görevlisi olarak çalışan yaşlı ve bilge Bayan Ming ile Fransız bir iş adamının yolları kesişir. Aralarında zamanla dostane sohbetler başlar ve Bayan Ming her görüşmede çocuklarından, onların karakterlerinden ve yaşamlarından bahseder. İş adamı anlatılanlara pek inanmaz; hatta Bayan Ming'in yalan söylediğini düşünür. Ancak bir yandan da onun hikâyelerini dinlemekten kendini alamaz. Gerçek ile hayal arasında gidip gelen bu sohbetler, okuyucuyu da sürekli merak içinde bırakır. Ta ki Bayan Ming'in doğum gününde bütün çocuklarının bir araya gelmesini istemesiyle düğüm yavaş yavaş çözülene kadar... Kitabı okurken bir yandan Çin kültürüne dair izler bulurken, diğer yandan insanın iç dünyasına, yalnızlığına, umutlarına ve hayal gücüne dair pek çok şey düşündüm. Masalsı bir anlatımı olan, sıcak ve bilgece bir hikâyeydi. Ben çok sevdim; kısa ama anlamlı bir okuma arayan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Bayan Ming'in Hiç Olmayan On ÇocuğuEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 20257,5bin okunma
8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 68. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 02:20
ÜST KATTAKİ AİLE-LISA JEWELL,336 sayfa, “ Bir ev, üç aile ve sayısız sır…” Lisa Jewell ile yeni bir macera başlıyor.. Lisa Jewell’in Üst Kattaki Aile adlı romanı, Londra'daki lüks bir malikânede işlenen gizemli ölümlerin, tarikat benzeri bir oluşumun ve travmatik bir ailenin 25 yıllık sırrını anlatan sürükleyici bir psikolojik gerilim. Yazar, Üst Kattaki Aile ile okuyucuyu Londra’nın en lüks semtlerinden birinde, Chelsea’de bulunan görkemli ama içi çürümüş bir malikanenin karanlığına davet ediyor. Kitap, dışarıdan kusursuz görünen bir ailenin, karizmatik ama manipülatif bir liderin eve gelişiyle nasıl adım adım bir kabusa, tekinsiz bir tarikat benzeri yapılanmaya sürüklendiğini anlatıyor. Roman; giriş, gelişme ve o dehşet sahnelerini üç farklı karakterin gözünden, geçmiş ve günümüz arasında aktarıyor: *Libby: 25 yaşına bastığında kendisine miras kalan devasa malikanenin kapısını aralayan ve geçmişinin karanlık kökleriyle yüzleşen genç kadın • Lucy: Geçmişin travmalarından kaçmaya çalışan, çocuklarını koruma pahasına her şeyi göze almış, sınırda yaşayan bir anne. • Henry: Evin trajedisine çocuk gözleriyle şahitlik etmiş, tarikat liderinin manipülasyonlarına maruz kalmış,olayların tam ortasında büyümüş ,cinsel tercihleri bile zarar görmüş bir anlatıcı. Tabi kitap burada bitmiyor;devam kitabı Aileden Kalanlar ‘da bakalım bizi neler bekliyor?… "İnsanlar her zaman evlerin her şeyi hatırladığını söyler. Duvarların dili olsa da konuşsa derler. Ama yanılıyorlar. Evler hiçbir şey hatırlamaz. Duvarlar sağırdır, dilsizdir ve hiçbir şey umurlarında değildir. Her şeyi hatırlayanlar, o evlerin içindeki insanlardır."
Üst Kattaki AileLisa Jewell · Olimpos Yayınları · 2024491 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 56. kitabı
HATIRLAYANLAR DAMIEN . Bugün konusunu dahi bilmeden, kitaba baktığım anda beni içine çeken ve okuduğum zaman da etkisi altında kaldığım #hatırlayanlar ile sizlerleyim. Bazı kitaplar vardır hani, sebebi olmadan alır ya sizi içine, işte #damien benim için öyle oldu. Başlangıçta spiritüel-fantastik bir aşk hikâyesi okuma havası hissettiğim kitap ilerledikçe kader, ruh eşi, aidiyet, fedakârlık ve insanın kendisini kabul etmesi... gibi detayları gün yüzüne çıkardıkça beni kurguda bıraktı. Damien'in içsel yolculuğu ve birde Linda ile kurduğu bağ varoluşsal anlam sorgulaması ile farklı bir tat yaşattı. Hikayenin başına,ruhlar alemine gidiyoruz ve mavi ruh Damien ile Linda'nın o spiritüel boyutta birbirine söz vermesine şahitlik ediyoruz. Yalnız unutulmaması gereken şu ki, mavi ruh hatırlayan! Dünyaya gelmeden, ruhlar dünyasında birbirlerine söz veren çiftimiz, kavuşmak için tüm planları yapan Damien in(ruhsal boyuttan astral boyutta Linda'ya ulaşması)heyecanı ile ilmek ilmek hazırlansa da, gerçekler orda da gösteriyor kendini. Ruh avcısı bir mafya olan Tanrı'nın muhafızları Süvariler, hatırlayan ruhları hedef alarak kurguyu heyecanlı bir olay örgüsüne sürükleyen yegane faktör. Damien' in dış tehditlerle mücadele ederken, kendi doğasıyla da savaşarak Linda’yı korumak hissiyatı bizlere aksiyon sahneleri içinde psikolojik kırılmalarla dolu farkındalık yaşatıyor. Damien’e insanlığını hatırlatan Linda ise, varlığı ile onu, olayların merkezine soktuğunu bilmeden kaosa sürüklüyor. Fantastik kurgu ile spiritüel romantizmi harmanlayan; kader, güç ve insan doğası gibi temaları içine alan; ruh eşi, doğaüstü yetenekler, kader bağlantıları ile dikkat çeken bu okumada, hatırlamanın bir yük mü yoksa kurtuluş mu olduğunu sorgulamayı ihmal etmeyeceksiniz. Ne kadar kusursuz bir insan olsan
HatırlayanlarC. Anner · Optopus Yayınevi · 201813 okunma