➡️ *Dünya mücadeledir* *Sual: İnsan yaşaması için lazım olan şeyleri kullanırken nelere dikkat etmesi gerekir?* *Cevap:* *(Dünya mücadeledir)* sözünü lüzumsuz sanmamalıdır. Yazın şiddetli sıcak ile, kışın karlı havada dondurucu soğuklar gibi, tabiat kuvvetlerine ve kötü kimselerin, kâfirlerin hile ve iftiralarına karşı manevi silâhlarla ve maddî saldırılarına karşı mücadele hâlindeyiz. Düşmanla mücadele için, önce düşmanı iyi tanımak lâzımdır. Yoksa, kendimizi koruyacağız derken, komşumuza, dostumuza zarar verebiliriz. İnsanın rahat yaşaması için, lâzım olan şeylere *(Mal)* ve *(Mülk)* denir. İğneden, iplikten, eve, apartmana kadar, her şey maldır. Allahü teâlâ, bazı kimselere ve topluluklara, bazı malları kullanmak için, izin vermiştir. Bu mallar ve bir adamın zevcesi, çocukları, komşuları, akrabaları, onun faydalandığı şeyler olur. Herkes malını ve mülkünü, Allahü teâlânın izin verdiği kadar kullanır. Fazlasını kullanmak ve başkasının mülkünü kullanmak hiç câiz değildir. (Mala, mülke olma mağrur, deme var mı ben gibi. Bir muhalif yel eser, savurur harman gibi!) sözü meşhurdur. Haram yoldan gelen mala, mülke *(Dünya)* denilmektedir. Dünya, yani haram ve mekruhlar zararlıdır. Bir şeyin faydalı, zararlı olduğu, kitaplarda başka türlü bildirilmektedir. Bunlardan en doğrusu, Allahü teâlânın ayırdığıdır. *Fâideli Bilgiler s. 3* hakikatkitabevi.net/bookread.php?bo... 💙 *Osman Ünlü ile Huzura Doğru YouTube Kanalı* youtube.com/@osmanunluhuzur... ❤️ Beğen 👉 Paylaş 📣 Tavsiye Et
Alıntı
Bismillah ❤️ Güzel bir sabah vaktiydi. Büyük ağaçlarla süslü, henüz kalabalıkların uyanmadığı bir parkta, tahta bir bankta oturmuş yazı yazıyordum. Rüzgâr dalları usulca sallıyor, yaprakların gölgesi satırlarıma düşüyordu. İçimdeki cümleler serindi, berraktı; sanki Irmak'ın tebessümü gibi... O park, o sabah, o kâğıt... Hepsi şahitti. "Kız Ben Seni Özledim" şarkısı kulaklarımda çalarken başımı kaldırdım. Karşımda genç bir kız, gözlerimin içine bakarak tebessüm ediyordu. Selam verdim, selamımı aldı. Hâlâ yüzü gülüyordu. Adı Irmak'tı. Sonra cebimdeki o satırları çıkardım. Daha önce kalbimden dökülenleri yazmıştım. Ben okudum, o dinledi. Kelimeler havada asılı kaldı; ikimizin de yüzünde aynı huzur vardı. O an anladım ki bazı duygular, paylaşıldıkça çoğalıyor. Her bakışta Sen varsın, Her gülüşte Sen varsın, Her duruşta, her susuşta Sen varsın... Ben Sana âşığım, Allah'ım! Ve bu gönül, kime âşık olduğunu çok iyi biliyor. O gün Irmak'ın tebessümünde de Sen vardın. Şarkıda da, selamda da, o satırlarda da... Hamdolsun. O anki mutluluk hâlâ yüreğimde. Aşkla doğan tebessüm, bir güneş gibi içimin en kuytu köşelerini bile aydınlatıyor. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, hakiki sevginin bıraktığı sıcaklık kalpten silinmiyor. Zaman eskitse de hatıraları, gerçek sevdanın ışığı kalpte hiç solmuyor. Çünkü yüreğimdeki ilâhî aşk, her an sonsuzluğu solukluyor. Hikâye, sabahın sessizliğiyle başlıyor; genç bir kızın selamıyla canlanıyor, ilâhî aşkla yükseliyor ve sonsuzluğun nefesiyle mühürleniyor. Artık bu, sadece benimle Irmak arasında kalmış bir an değil; okuyan herkesin kalbinde bir yerlere dokunacak bir şahitlik. Kaleme "Yaz" diyen O Ebedî Sevgili'ye hamdolsun. Kelimeleri lütfeden Rabbime sonsuz şükürler olsun. Bu satırlar kâğıtta kalmayacak belli ki; gönülden gönüle
1000Kitap
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Düştüm hakikat dehrine
Düştüm hakikat dehrine Baktım ki yokmuşum meğer Uçtum havada engine Baktım ki hiçmişim meğer Ölsem desem ölemedim Temelliden göçemedim Bugün insan yarın çiçek Ben bu sırra eremedim Berhayat hep daim imiş Ölüm havz-ı hayal imiş Anladım ki gıyer imiş Bi-nihaye halmiş meğer Bir vücut buldum âlemde Insan denen bu muhtide Sesleniyorlar bir dilde Bâhil Onurmuşum meğer
1000Kitap
Söz ne kadar derin ve irfan yüklü olursa olsun, onu karşılayacak bir gönül yoksa havada kalır.
1000Kitap
Entropinin Fısıltısı
Maddenin ve zamanın henüz biçimlenmediği o ilkel çocukluk evreninde, yeryüzünün katı kurallarıyla yeni yeni tanışan yedi yaşında bir çocuk olarak yürüyordum sokakta. Gündüz vaktiydi ama güneşin ışığı insanı ısıtmaktan ziyade, bu kasvetli caddenin kirli detaylarını açık etmek için parlıyor gibiydi. Kalabalığın ritmik monotonluğu içinde, sadece benim görebildiğim o keskin anomali belirdi. Oradaydı. Bakışlarındaki o statik, hiç kıpırdamayan yoğunluk, bir insanın taşıyabileceği türden bir hacme sahip değildi. Kulaklarımda yankılanan ses ise yeryüzünün tektonik hareketlerini andıran, kelimelerden arınmış antik bir dildi; çok uzaktan geliyordu ama beynimin tam merkezinde rezonansa giriyordu. Etraftaki insanların o konforlu körlüğüne sığınarak onu görmezden gelmeyi seçtim. Bakışlarımı kaçırdım, adımlarımı sıradanlaştırdım. Fakat zihnimde açılan o yarık kapanmıyordu; arada bir gözüm kayıyor, onun sarsılmaz varlığıyla göz göze geliyordum. Bu durumun gerçekliğini kimseye fısıldamamam gerektiğini biliyordum; çünkü o yaştaki bir çocuk bile bilirdi ki, tekinsiz olan ancak gizli tutulduğunda gücünü yitirirdi. Tam o esnada gökyüzünün tavanı çatladı. Geometrik bir kusursuzlukla beliren o devasa üçgen silüet, şehre yaklaşan kozmik bir felaketin, mutlak bir yok oluşun habercisiydi. Hava ağırlaştı, tüm dünya altüst olacakmış gibi bir tehlike hissi şehri sardı. O panik anında, zihnim çocukluğuma aşılanmış en güvenli sığınağa, caminin o soğuk ve taştan duvarlarına kaçtı. Elimde fiziksel bir telefon olmamasına rağmen, aileme bir şekilde ulaşıp oraya sığınmalarını söylediğimi, onları o korunaklı mabedin içine sakladığımı gördüm. Onlar güvendeydi. "Oraya sızamaz," diye düşündüm. Büyük bir yanılgıydı. Onun mekânı aşmak için kapılara ihtiyacı yoktu. Duvarların moleküler yapısını bozmadan, bir
kuşlarla hasbihal… dün martı kardeşlerinin beni korkuttuklarını anlattım biraz onlara. konu konuyu açtı bu işler nasıl çözülecek ben bu işlerin içinden çıkamıyorum diye biraz dertlendim. onlarda dedi kuş olsaydın böyle dertlerin olmazdı. uçabilince bütün dertlerini unutuyorsun dertlerin bir bir havada süzülüyor dediler. bana uçmayı anlat dedim esip geçmeyi anlat dedim. sonra diğeri hep sen dertlerini anlatıyorsun diyip arkasını dönüp çekip gitti…..